7 Aralık 2012 Cuma

karbonat mucizesi :)

coştum mu ne :)
valla coştum..
napiim özlemişim..
kısada olsa yazayım bişiler..

doğumdan sonra anne-bebek bloglarını hatmederken bi blogta lohusalık teri ile ilgili bir bilgi buldum.. lohusalar bilir ancak bu ter olayını..
bilmeyenlere de şöle anlatiiimm süper terliyo insan birden bire sırılsıklam oluveriyosunuz..

neyse konumuza dönelim..
efenim bloggerımız lohusa terine değil ama terin kokusuna çare olarak "temiz koltuk altına karbonat sürmek"ten bahsetmiş..
ben de okuyuncaya kadar terimin kokma ihtimaline fazla kafa yormadığımı fark ettim :)

koskoca çocuk doğurmuşum bi de onu mu düşüncem diye kendimi motive ederken baktım ben bi huylandım..
ya koktuysam da canımın derdinden farkedemediysem diye..
hemmmen denedim ve şahsen memnun kaldım..
hoşş ben zaten ter kokmam daaaaa yaaaaniiiii kokacak olsaydım daaa karbonat engel olurdu o bakımdan memnuniyetim :)

yine bi neyyysee
:)
dedim ben bunu yazayım..
google'da görünme olasılığı artsın insanlar faydalansın ve kimse ter kokmasın..
:)
iyilik meleğiyim bilyorum bilyorum..


daha da faydalı olmak adına söylemeden geçemiciiiimm..
bi de yine ev temizliğinde de kullanıldığını duydum..
küveti yıkadıktan sonra karbonatla ovunca çook ferah oluyormuş..
duş kabinleri de ööle.. terrrtemiz oluyomuş..

bişiler daha vardı temizlikle ilgili ama onları unuttum
:)

bi de bi deeee
diğer bi kullanım alanı da bebeklerin aftları.. yani ağızlarında çıkan pamukçukları..
bayramda bizim kuzu da ağzında pamukçuk tarlası oluşturunca dr tavsiyesi ile temiz mermer şahı bezleri ile karbonatlı suyla sildik.. yaralardan kurtulduk..


az daha düşüneyimmm..
başkaaa..
mmmmmmm..
yok başka..
yetmez mi.. daha ne olsun..
:)

herkese mutluluklarrr..

(not: burda o blogun ismini vermek isterdim ama malesef aklımda değil..
şimdi bi iki google yaptım ama bulamadım..)

6 Aralık 2012 Perşembe

sirke mucizesi :)

:) ne alakasız bi konu :)
anne-bebek mevzularından sonra garip ama kısacık da olsa yazayım..

şimdi efenimm
ben acemi anne modunda gözü sadece bebeğini görür başka iş göremez halde gezerkeneee
bi gün
kayınvalidem bize gelmişti
sirke sürdüm geri kaçtıı deeerrrrmişim :D bööö kötü espri bilyorum
neyse ciddi olalım
benim arzum çay mak. dibindeki kireç sülalesini gördü
ve bana sirkenin süpppperrrr bir kireç sökücü olduğunu söyledi

ben de "aaaa inanmaaaaam" dedim
uygulattım
hem inandım
hem de kireçlerden arındım
:)

bizim ocağın içinden tutun, musluğun kenarına, çaydanlıklardan tutun heryere heryere kadar kullandı
veee sonuç gayet başarılı idi

aman yanlış anlaşılmasın
heryer kirli değildi
sadece kayınvalidem moda girdi
ben de çıkarmadım :)

bi de ev temizliğinde de kullanıldığını duymuştum ben teeee evlenmeden önce..
aklıma estiğinde de temizlik suyuna 3-5 damla eklerim
evde hijyen sağladığına da inanırım cidden..

neyse hepsi bu..
sizlerde başka kullanım alanlarına dair öneri var mı acep..

varsa beni de bilgilendirin lütfen..

hoşcakalın..
:)

5 Aralık 2012 Çarşamba

GEÇEN SENE BUGÜN..


Öncelikle slm dünya.. Slm blog alemi..
Yaşıyorum hayattayım ve gaaaayet anneyim artık ben J
  
Uzun zamandır birşeyler paylaşmak istiyorum blogta ama ya vakit bulamıyorum ya da ayık kalamıyorum J
Bu postu
bi başlangıç yapma isteğimin yanında
en çok da oğlumun hatırına
ve
özellikle bugün yazıyorum..
Çünkü bugün oğlumdan ilk kez haberdar oluşumun sene-i devriyesi J

  “Zaman ne kadar hızlı geçiyor.. daha dün şukadarcıktın….” 
şeklinde bildiiiniz anne hayıflanmaları için çok erken biliyorum ama napiiiim dayanamıyorum..

Dayanamıyorum çünkü bu bir yılda yaşadıklarıma hala inanamıyorum..
Ne zaman bitti hamilelik.. Nasıl gittim doğuma.. Nasıl kucağıma aldım.. Ne çabuk 4 aylık oldu.. J
Öyle değişik bir tecrübe ve duygu ki..
Anlatmak imkansız..

“Ahhhhhhhhhhhhhhh!” diye iç geçirerek  70’lik dedeler gibi başımı da salladım şimdi..
Tüm yıl bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden..
Yetmedi, yazı yazmayı bıraktım hamilelik postlarımı ve doğum hikayelerimizi tekrar tekrar okudum J

İyiki’lerim keşke’lerim geldi aklıma..
Bi daha yaşadım herşeyi.. Bi daha heyecanlandım.. Bi daha mutlu oldum..
Meğer gerçekten de zmn çok hızlı akıp gidiyormuş..

Güzel bi gülümseme oldu şimdi de yüzümde J
Ne güzelmiş anne olmak.. Ne zormuş.. Ne sinir bi şeymiş.. Ne hoş bi duyguymuş.. Ne yorucuymuş..
Ne bitmek bilmezmiş……

Hımmmmmmmhhhh…
Canım oğlum.. Seni çooookkk seviyorum.. İyi ki varsın.. İyi ki benim oğlumsun..

Hani geçen sene bugün senden ilk kez haberdar olduğum an gözlerimden yağmur gibi akmıştı ya yaşlar.. Hatırladın mı J
İşte bu sene onların kat ve kat fazlası aktı gitti..
Geçen seneki sarhoşça bi mutluluktandı bebeğim.. Ne olduğunu bilmediğim birşeye dair bi mutluluktu..
Ve ben geriye dönüp baktığımda
hayatımın en güzel anı en mutlu anı
diye nitelendirmiştim o anı..
Ama şimdi.. Anladım ki çok aceleci davranmışım öyle nitelendirmekle..
Çünkü daha seni tanımamışım.. Koklamamışım.. Gülüşünü görmemişim..

Meğerse herşey yeni başlıyormuş ve herşeyin “en…” hali senmişsin..
Seni gerçekten çok seviyorum kıymetlim.. çok seviyorum.. çok.. çok.. çok..

Bi gün bu yazdıklarımı okuma şansın olursa umarım içtenliğimi hissedersin göz bebeğim..
Bu post tamamen sana ithaf edilmiştir çünkü..


Yeter mi.. yetmez tabii ama bitireyim artık ben..
Anlatmak istediklerim için çok yetersiz fakat uykusuz bi anne için fazla bi post oldu J
İyi geceler..
Bize şimdiden size de vakti gelince..
J






11 Ekim 2012 Perşembe

moda sen'le :)


Uzun zamandır takipte olduğum çatı katı ilkay'dan ayyynen alıntıdır :)





modasenle.com'dan Çatı Katı Blog sakinlerine Armine eşarp , çanta ve şal hediyesi.. Kampanyaya katılmak için tıklayın şansınızı deneyin :)


ben bu postla katılmış oluyorum.. bakalım.. nedense içimden çokk katılmak geldi :)

belki de ben de bi yakınıma hediye ederim..
:)

5 Ekim 2012 Cuma

Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 3

Gelelim hastanedeki ikinci güne.. ve hatta akabinde üçüncü güne..

İkinci gün daha rahat geçti.. Çünkü artık acımı tanıyordum.. Sancılarımın boyutlarını öğrenmiştim.. Geriye sadece iyileşmeyi beklemek kalıyordu..

İlk günkü rutinler aynen devam etti.. Fakaaat benim algılarımın daha bi açıldığı bi gündü kı sonra açıldığına bin pişman oldum sanki :)
Şöylekii
hemşireler gelip gittiler tansıyon ateş ölçümü yaptılar sureklı..
arada uzerımdekı ortuyu acıp bıseler yapıyolar falan.. ılk gun pek anlamadım.. ama sonra farkettım.. meger o hemsırelerın geldıgı anlar benım mahremıyetimin sıfırlandığı anlarmış ama ben anestezi etkısı ıle birşey hissetmedıgımden her seferınde sadece dikişime baktıklarını sandığım için saçma saçma tebessüm ediyormuşum hemşirelere :)
daha sonra neden hıc tuvalet ıhtıyacı hıssetmedıgımı farketmem yatagın altına egılıp ne yaptıklarını anlamam neyı habıre degıstırdıklerını ıdrak etmem ve kıpkırmızı olmam sanırım aynı sanıyede oldu :( :)
ustune bı de her türlü hijyenik bakım hatırıma gelincee bana kırmızı çooookkk yakışıverdi bi ann :)

neyyyse
daha güzel mevzulara geçeyim hemen..

mesela burada ballandıra ballandıra anlattığım caanıım gecelik pijama takımlarıma geleyim..
hani ben ööle hazırlamıştım ya yok efenim bunu morcivertle bunu pempeyle giycem vs.. hani yok bu bunun altına, şu şunun altınaydı..
hah.. işte o kıyafetler renk ve kumaş uyumlarına zeeerrre bakılmaksızın yeraldılar üzerimde :)

kapı çalınır falan gelmiş.. hoş gelmiş sefa gelmiş de içerde bi koşturmaca..
"ver ver ver şunu ver üstüme".. "aa ona terlemişim".. "yooo onu giyemem.. zor onu giymek dikişler acıyo".. "amaaaaann şunu giycem vallaa"..
mevzunun sonu "ayy heeeerşeyin başı sağlık"la da bağlanınca anlayın siz pejmurdeliğimi.... :) :)

(doğuma gideceklere tavsiye..
heeppp rahat edeceğiniz, illakii pamuklu ve genellikle önden açılan giysiler tercih edin.. ve bol bol gecelik götürmekten çekinmeyin.. hatta eğer boyu yere kadar bi gecelik olursa koridor yürüyüşlerinde tek parça çekersiniz üzerinize rahat edersiniz..)

nerde kalmıştık..
ikinci gün başıma gelenlerdee..

ne güzel acıma alışmış yata yata misafir ağırlarken hemşireler yüzlerinde kocamandan da kocaman bi gülümseme ile odaya geldiler..
"aha!" dedim "kesin bişe yapcaklar bana ve acı çekicem"
böhüüü :( doğru bilmişimmm :)
neymiişş
banyo yapacakmışımmm

-iç ses-
neden kii iyiydik böle..
kirli terli takıloduk ne güzel..
çocuklar banyo yapmak istemediklerinde "ama ben banyo yapmıştım yarınnn" diye boşuna diretmiyolarmış.. canlarııııımm..
:) :) :)

evet efenim.. derken hemşireler sağıma soluma konuşlandı, diye mevzuyu bağlıyayım en iyisi
ve herşey baştan başladı..
ayaklar sola.. beden sola.. ağırlığını bırak, zavallı hemşirenin üstüne yığıl.. foşur foşur ayaklarını yerde sürükle.. içinden içinden ağla.. "bi daha aslaaaaaaaaaaaa" diye sessizce çığlık at.. sırılsıklam terle..
veee sonuç.. banyodasın..
buraya kadar herşey dünle aynı..

amaa
burdan sonrası yeni bi tecrübe..
hiiiç utanma sıkılma..
soyun dökün..

saçlarını
hani şampuanların üzerinde yazan "masaj yaparak köpürtün"'e uygun şekilde
ve bedenini
küçük bi bebeği yıkarcasına evire çevire
yıkamalarına izin ver..

aklan paklan..
nihayet tipini düzelt..
onca fotoğraf çekiminde, gelende gidende bakmamışsın ama bi aynaya bakk
veee
tamm burnunun ucunda çıkan sivilveyi gör çıldır :)

tekrar bi kuvvete gel
dönüş yoluna geç :)

banyoya gittiğinden daha dik, daha enerji ve süt dolu olarak haa bi de ayaklarını yerde daha az foşurdatarak yatağına dön :)
hemen de iyileş..

böle yazınca da ne güzel geliyo yaff
sanki başkası yaşamış gibi :)
özne hem ben gibi hem değil gibi :)

neyse artık normal normal anlatayım..
efenim
bu "masalsı" :p banyo bitince hastanenin hizmeti olarak saçıma fön çekmek istediler.. tmm dedim.. önce erkek kuaför geldi.. sonra bayan varsa olsun yoksa teşekkür ederim fön istemiyorum dedim.. bayan geldi..
beni bi güzel fönledi..
biraz sonra malum lohusa teri nedeniyle sırılsıklam olucamı ve şalımı da örtünce fön mön kalmıcanı bile bile ve fön makinesinin sıcağına rağmen saçıma düz fön çektirdim..
neden mi..
çünkü o hasta hatun modundan çıkmak ve bi bahane olsun da yatağa daha geç uzanayım diye kendimi oyalamk için :)

çoook da iyi yapmışım, sonra fark ettimm..
çünkü ne kadar ayağa kalkıp hareket edersen ve yürürsen ağrılardan o kadar erken kurtuluyosun.. ben şahsen eziyetli banyodan ve fönden sonra kendimi hen ruhen hem de bedenen çok daha iyi hissettim gerçekten..

günün devamında daha iyi oldu bedenim.. daha fazla ayakta durdum..
:( gece yine fenalık geldi ama daha kısa sürdü.. yine ıslak bezlerle sakinleştim :)

sonra saat sanırım 03:00 civarı bebeğimi besledikten sonraa baktım bende bi kuvvet.. gece falan demeden hemen attım kendimi koridora.. bebeği hemşirelere teslim ettim.. bi taraftan tesbih çektim.. bi taraftan yürüdüm.. 6 tur attım koridorda.. biraz başım da döndü ama idare ettim.. dayanabildiğim kadar dayandim işte.. arada da kontrol ettim bebeğimi.. baktım keyfi yerinde.. sonra aldım onu da yanıma geçtim odama uyudum..

ertesi güne daha iyi uyandımmm demek isterdim ama malesef :) kötü olmadım da aynı ağrıyla uyandım işte.. hani ayağa kalk yürü iyi gelir dedikleri için şahsen ben koskoca 6 turdan sonra ufak çapta bi mucize beklemiştim ama :) olmadı..

o gün hastanede son günümüzdü.. akşama kadar durmak istedim.. kah uzandım kah dolaştım..

akşam üzeri eve dönüş hazırlıklarına başladık..
bebeğimizin kendi eşyalarını ilk kez o zaman kullanmaya başladık.. kendi battaniyesini, kıyafetlerini kullandık.. alırken
içinde bebek olunca nasıl olacak acaba
diye hayal etmeye çalıştığımız
burada bahsettiğim ana kucağına bebeğimizi koyduk :) bizim için çok mutlu bi andı..
özene bözene kilitini vs herşeyini kapadık..

aldık bebeğimizi düştük yola..
her kasisten geçince dikiz aynasından bana kocaman gözlerle bakan eşime
iyiyimm ya da bebek iyi diye diye geldik evimize..

eveeett bu post burda biterr ve acemi anne koşa koşa yatağa gider ve oğluşu uyanana kadar uyumak için gözlerini sımsıkı kapatır..

(bu postu kırk kere uyutulan fakat elli kere geri uyanan bi bebeğin annesi yazmıştır.. her türlü ifade bozukluğu ve anlam kayması lüüütfen affolaa..)

22 Eylül 2012 Cumartesi

anestezi sonrasııı - namı diğer Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 2

eveett..
gelelim maceramızın 2. kısmına..

malumunuz cuma sabahı 08:47 de doğdu bebeğim.. saat 10 gibi ben odama geldim..
biraz zaman geçti sohbet muhabbet oğluşla koklaşma vs derken yavaş yavaş misafirlerimiz gelmeye başladı..

ilk olarak eşimin ailesi geldi.. sonra ortakları.. arkadaşları..
kime benziyo, şurası aynı baba/anne şeklinde konuşmalarla akşam oldu..
kaldık annem eşim oğluşum ve ben..
haaa bi de benim sancılarım.. :)

öyle hemen başlamadı tabii
uzunca bi müddet epiduralin etkisi sürdü.. sonra ben kendimi bi kez daha epiduralledim :)
nasıl mı..
tabiki elimdeki butonla..

şöylekii.. ben heeeerkesle muhabbetler ederken,
heeeeerkesler bana "valla gayet iyisin"ler çekerken,
ben "vayy ağrı eşik değerim de epey yüksek" diye heeeerkeslerin karşısında gerinirken
elime ağrı çok olursa basayım diye verdikleri butonu basa basa eritmişim gitmiş..
sonra ne olmuş..
ta taaaa..
sanki ameliyata yeni gircek kadar uyuşmuşum :D
meğer mutluluk da gerinmeler de iyi görünmeler de ondanmışş :D

sonuç..
gidip gelip "his var mı" şeklindeki sorularına
benim kocaman "yoooo" şeklindeki cevaplarım neticesinde
hemşirelerin epiduralin hepsini hüplettiğimi farketmeleriyle
benim bildiiiin normal sezaryenli hanım modum resssmen başladı..

önce baktım hafifff hafiff sızılar..
sonra ağrılarrr..
sonra "anneeeaa bu ne yaaa" şeklinde cıyaklamalarrr..
larr da larr yanii :)

ne yatakta kıpırdayabiliyorum.. ne sağa sola dönebiliyorumm.. ayaklarda yarı hiss..
ayyyyyy çok fena hissetmiştim kendimi..
ama asıl daha sonrası daha çok acıtıyomuş..
meğerse o ankiler ağrı + naz'mış yani :)

aslında hep duyarız ya
"amaann sezaryenin de sonrası kötüüüü"
diye..
nedense ben işin bu kısmına hiç kafa yormamışım.. başa gelen çekilir diyee metiin olmuşum herhall..

neyse efenim..
ben neye uğradığımı şaşırmışken hemşireler geldi odaya..
"sizi bi yürütücez, sık sık uğrarız ama bizden önce ayaklarınızın üzerine basabileceğinizi hissederseniz haber verin" dediler..
tabiiki haber vermedimm.. ama onlar geldiler :( :)
bi iki bebek kucağımda uyuyor, yok efendim besleniyor şeklinde geri püskürtsem de nafile..
en son bi boşken yakaladılar beni..

eşimi ve annemi dışarı çıkardılar..
ben de "pööfff kalkayım da bunlar da kurtulsun ben de" diye artis artis bekliyorum..
hemşireler "önce bacaklarınızı sola kaydırıcaz sonra bedeninizi" dediler..
hemen beyne gönderdim komutu "bacaklar solaa" diye..
anestezinin etkisi ile biraz zor da olsa bacaklarımı sola kaydırdım..
sıra tüm bedene gelincee
işte o zaman "anladım" dedim 
"amaannn sezaryenin de sonrası kötüüü"nün ne olduğunu..
ama daha değilmiş..
dahası da varmışş..

hemşireler bi yandan güç verir ben bi yandan.. zaaarr zor doğrulmaya çalıştım..
hemşirenin biri önümde yere çömeldi ve "ağırlığınızı bana vererek doğrulun" dedi..
önce şöyle aman yük olmiyim falan diye düşünsem de sonra bildiğiniz yığıldım kızcağızın üstüne.. :)
başladık yürümeye..
aslında biz ona sürünmek desek daha doğru olur :)
ayaklarımı yerde santim santim sürükledim çünkü..
"yere bakma" diye de sürekli uyardılar.. bi taraftan da baş dönmesi tansiyon düşmesi oluyo çünkü..
kan ter içinde odanın içindeki tuvalete dek gittim geldimm ama öldüm öldüm öldüm resmen..
artık tammmm anlamıyla "amaaannn sezaryenin de sonrası kötüüü"ye vakıf olmuştum çünkü..

ondan sonraki sancılarımın hiçbiri o andan daha kötü olmadı hepp daha iyiye gitti ama bunu bilmeyince çok zor oluyor acı çekmek..
hiiç geçmicek gibi geliyor..

yalnız enteresan olan şey.. benim acı çekmekle ilgili değil derdim o an için.. acıyı hissetmekle..:)

nasıl bozuluyorum.. nasıl bozuluyorum..
hani küçük çocukları dr.a götürürsün de iğne acıtmıcak dersin ama acıtır.. hahh.. işte öyle kandırılmış hissediyorum kendimi..
kim mi kandırdı beni..
ben tabi ki..

hep ağrı eşik değerim yüksek sanırdım..
dişci koltuğunda gık demeden otururdum.. acı çekerdim elbet ama sabredebilirdim.. iğne yapılırken kıpırdamazdım bile....
o yüzden herkes çok acı çeker sezaryende bense sadece acı çeker ama başedebilirm sanırdım amaa
öldüm öldüm dirildim resmen :)


o yürüyüş beni ne hale getirdiyse artık, annem ve eşim içeri girdiğinde bana bakarlarken yüzlerinde halimin halini gördüm :)
fecii fesfecii fesfeciiden de feciiydi :)

neyse efenimm..
akşamı ettik o gün.. artık yatakta kımıldamam lazım..
sızlana söylene ufak ufak kımıldandım işte..
yalnız gece olunca bi haller oldu bana.. birden inanılmaz daraldım.. bildiğiniz afakanlar basıyo böle.. ayağa kalkmak istiyorum.. koşmak istiyorum.. yatak yakıyo sanki beni.. sırtımda kateterin bantı geriyo..
bi de uykum geldi falan.. bildiğiniz dellendim yani..
eşimle anneme ecel terleri döktürdüm..
hemşirelere kateteri çıkarttırdım.. düşünün artık sancım olursa falan normal ağrı kesici iğnelerle yetinmeyi göze alıp kateterden kurtuldum..
sonra eşimle annemden ıslak bezlerle ayağıma enseme vs vs kompres yapmalarını istedim..
tek hatırladığım "çabuuk daha hızlıı bu bez ısındı yenisiiii"
diye sayıklaya sayıklaya uykuya dalışım..
sonra gece 4'e doğru uyandım kii herşey gayet güzel.. iyiyim.. hiç sıkıntı yok.. :)

bu arada hep ben hep ben di mi..
ufaklık nerde acaba..
tüm gün boyunca bebek hemşirelerinin eli bebeğimizin üstünde idi.. hatta çıkana dek de öyle..
biz cuma sabahı girip pazar akşamı çıktık..
(çıkış yapılacağı gün istediğiniz kadar kalabiliyosunuz.. ben de akşama kadar durdum)
bu 3 gün boyunca hiç bez değiştirmedik.. hiç üst değiştirmedik..
hatta oğluşum için getirdiğim kıyafetlere hiç dokunmadık.. sadece doğum fotoğrafçımıza malzeme olsun diye minik kıyafetlerden çıkardık ve papyonlu bi kıyafetini giydirdik o kadar..
tabi isterseniz kendi kıyafetlerini giyebilir..
ama hastanede genelde bebek değil de anne merkezli bir durum oluyor..
çünkü bebekte yara yok bere yok.. o beslenıp beslenıp uyuyor..
ama annede durum öyle degıl.. normal doğum yapanlar için durum çok daha farklı olabılır..
ama sezaryende böyleyken böyle :) )

her bez değişiminde baştan ayağa battaniyesine kadar yeniden kıyafet değişimi yaptılar..
bebek hemşireleri acemi annenin adaptasyonu için harika bi fırsat.. bez-kıyafet değişimi anlamında söylemiyorum..
acaba bebeğim iyi mi diye kaygıyla uyumaya başlamadan önce bi kaç gece rahat bi uyku çekiyo insan..
mesela benim fenalaştığım bu ilk gece de hemen bebeği hemşirelere verdik..
odaları zaten iki yan odada ve kapısı da şeffaf camdan..
ben öyle bunalmıştım ki bebeğe gerekirse formül süt verin demiştim..
ama vermemişler.. gerek kalmamış.. pekala benden onay aldıkları için verebilirlerdi ama duyarlı davranmışlar..
bebeğim mışıl mışıl uyumuş.. geri getirmişler yanıma..
hani dedim ya gece uyandım gayet iyiyim diye.. işte o zaman uyanınca yanımda kuzucuğumu huzur içinde uyurken görüp ondan çok mutlu olmuştumm :)

evet.. hastanede ilk gün böyle geçti..
ancak bu kadarına fırsat buldum yazmak için.. inşallah sonraki kısımları da yazıp bi de bilmiş bilmiş yeni annelere tavsiye vercem daha :)

herkese kocaman mutluluklar..

6 Eylül 2012 Perşembe

Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 1

Herkese kocaman gunaydinlar..
(bilmem kaç gün öncesinin sabahında yazılmaya başlanmış bi post bu :) bilerek değiştirmedim)


Artık dogum detaylarına değinelim yavaş yavaş..

Daha önce yazmıştım Dr.um hastanede çalışmıyor sadece muayenehanesi var.. Dogum vb durumlarda anlaşmalı olduğu 3 hastane var.. Hastalarına bu 3 hastaneyi sunuyor..
biz bu 3 hastaneden Bakırköy Acıbadem'i seçtik..
ve çok ama çok memnun kaldık..
ücret olarak diğer hastanelere göre biraz pahalı..
belki 3,4,5 katı..
ama
kesinlikle ödediğiniz paranın artılarını görüyorsunuz..
hani bazen olur ya.. sadece ismi para eder.. hizmeti vasat olur..
burda öyle değil..
insan iyi ki buradayım diyor bi çok kez..

gelelim epidural sezaryen sürecine..
(bu kısmı ilk defa doğum yapacaklar için detaylandırarak yazıyorum..
çünkü genelde insan ne ile karşılaşacağını bilmediği için korku duyabiliyor..)

doğumdan bi gün önce Perşembe günü verdiğim kan tahlili ile doğum için ilk adım atıldı..
doğum ertesi sabah 8'de olacağı için tahliller aynı gün alınsa yetişmeyebilirdi..

Cuma sabahı saat 7'de hastanede olduk..
oda için bir gün önceden rezervasyon yaptırmamız konusunda arkadaşlarımızca tembihlenmiştik.. bi gün önce tahlil verirken oda mevzusunu da konuştuğumuz için
hiç beklemeden odamıza geçtik..

bi taraftan eşyaları yerleştirdik bi taraftan da odamızı süslemeye başladık
:)
kapımızın tülünü temizlik görevlilerinden bi bayan gönüllü olarak
(uygun bir bahşiş karşılığında:) )
yaptı.. çook da güzel oldu..
eşim diğer süsleri astı, yapıştırdı, taktı takıştırdı..


ben de şura şöyle olsun bura böyle olsun diye misafir sanatçı gibi gezerken
hemşireler "isterseniz artık doğum için de hazırlanalım"
diyince
doğum olayı ciddi ciddi başlamış oldu..

bu arada doğum fotoğrafçımız da geldi.. ben hazırlanırken o da fotoğraflamaya başladı..

önce ameliyat önlüğünü giydim..
sonra odadaki yatağıma uzandım..
dr.um geldi "ben ameliyathaneye gidiyorum, birazdan seni de alıcaklar" dedi..
hemşireler geldi ölçümler falan yaptı..
ben rahat rahat uzanıp
sevgi dolu gözlerle etrafımdakilere bakarkennnn
hooppp bi baktım benim yatak birden bire sedye moduna geçti
ve ameliyathane yollarına düştü..

hani filmlerde falan olur ya böle sedye geri geri gider..
başında insanların bakışları..
yüzler sesler kayar gider..
hah.. işte aynen onu yaşadım..

yalnız söylemeden geçemicem..
o esnada karşılaştığım dr.undan hemşiresine hasta bakıcısından temizlik görevlisine kadar kiminle göz göze gelsem
anında yüzlerinde kocaman bi tebessüm olduğunu gördüm..
bu hastanenin genel bir politikası mıdır bilmem ama
o an
hastaya çook iyi geldiği kesin..
çünkü insan iyi birşey yaptığından başına iyi şeyler geleceğinden emin olmak istiyor..
acıyarak bakan gözler veya somurtan, donuk bir yüz ihtiyaç duyulacak en son şey..

evett
devam edelim hemen..

ameliyathaneye gittik.. birsürü alet edevat ışıklar dr.lar asistanlar..
herkeste bi hazırlıklar vs vs..

beni yatağımdan daha dar bi yatağa aldılar..

önce kendi dr.um göründü bana..
daha öncelerde çook bahsetmiştimm.. dr.umla aramda bambaşka bi bağ var..
ona çok birşey söylemesem de o da biliyor bunu..
görmem bile kendimi iyi hissetmeme yetiyor..

bi iki muhabbet ettikten sonra anestezi dr.um girdi devreye..
tane tane anlattı bana herşeyi..
önce beni sakinleştirdi..


"etraftaki koşturmaca seni ürkütmesin.. sadece sterilizasyona çok önem veriyoruz.. ondan bu hazırlık.. bakın mesela şu eldivenleri giymek için bile bana bi yardımcı lazım.. çünkü eldivenin size değecek olan dış yüzeyine benim elim değmemeli....." diyerek eldiveni giyme şeklini bana tarif ederek vs önce bi kafamı dağıttı..


sonra katater için nasıl durmam gerektiğini tarif etti..
malum epidural anestezide sadece belden aşağınızı hissetmiyorsunuz.. bunun için omurgadan anestezi uygulanıyo..
ama uygun poziyonda durmak önemli..
omuzları rahat bırakarak düşürüp, sırtı dışarı çıkarıyoruz..
normalde bu süreçte hastayı tutanlar ve hatta sanırım hastanın hareket etmemesini sağlamak için bir cihaz oluyormuş ama
ben cesur davrandım ve hiçbirşeye gerek kalmadı
:)

dr. çok rahatlattı beni..
"bilgin olmayan hiçbirşey olmicak..
her adımda önce sana açıklama yapıcam sonra uygulicam..
o yüzden hiç tedirgin olma" dedi..
ve gerçekten de herşeyi teek tek anlattı..

ben de habire
"ya uyuşmazsa, bakın ayağımı çevirebiliyorum, normal mi bu"
şeklinde
sorup durdum ama sonra sonra baktım ki ayaklarıma artık hükmedemiyorum ve hatta varlıklarını bile hissetmiyorum, sessizce kendimi önce Allah'a sonra dr.lara emanet ettim..

hemen burda bi memnuniyetimi de dile getireyim..
bayanlı erkekli belki 15 kişi vardı..
beni anesteziye hazırlayanlar iki erkekti..
anestezi dr.um da erkekti..
öyle hassas davrandılar ki..
biraz sonra beni tamamen önlüksüz görecekleri gerçeğine rağmen
katater takılma işleminde
minik minik ufacık pencereler oluşturarak o boşluklardan işlerini hallettiler..
ben kendimi hiç kötü hissetmedim..
hiç rahatsız olmadım..
sonuçta
bu ameliyat tamamen önlüksüz yapılacak,
bu nedenle onlara çok normal bana ise çok kaba gelecek şekilde
"şurayı açın burayı açın"diyebilirlerdi..
ben utanıp sıkılabilirdim
gerilebilirdim
ama
dediğim gibi
kendimi tepeden tırnağa giyinik gibi hissettim hep..


eveett nerde kalmıştık..
anestezi işlemi de hallolduktan sonra
beni tekrar başka bi yatağa aldılar..
vee artık ameliyat başladı..

hemen bi gözünüzde canlandırın..
boynumdan aşağısını ben görmüyorum..
örtü var..
dr.um, sanırım yardımcı dr.lar ve asistanları karın bölgemde..
etrafta bekleyen 7-8 asistan daha var..
sağ tarafta çocuk dr.u ve hemşireler var.. onlar ayrı bir masanın başında bebeği bekliyorlar..
benim başucumda ise anestezi dr.u ve sanırım onun asistanları ve hemşireler var..

sahne canlandıysa hemen devam edelim..

ameliyata başlarken belki de başladıktan sonra
bi kaç dakika içinde
eşim de yanıma geldi..
ben kan aldırırken bile yüzü halden hale giren ve bakamayan eşim öyle gerilmişti ki.. yüzü bembeyazdı..
orda olmak istemiyordu ama istiyordu
:)
garip garip heyecanlı korkmuş mutlu cesur
karmakarışık gözlerle bakıyordu bana
:) anestezi dr.u örtülerin altından elimi bulup eline verdi eşimin..
el ele tutuştuğumuzda biraz daha kendine geldi..
ben de kendimi daha iyi hissettim tabi
böyle konularda sanırım ben daha soğukkanlıyım
:)
ama eşimin yanımda olması çok çok iyi geldi gerçekten..


biz
bu halde iken ameliyat epey ilerlemişti..
biraz sonra dr.umun
ve yanındaki yardımcılarının adeta nefes nefese
ciddi efor sarfederek birşeyler yaptığını gördüm..
bu sırada anestezi dr.um hemen bilgi verdi..
"bebek geliyor" diye
:D

hemen çıkardılar.. bi iki sardılar sarmaladılar
vee verdiler
kuzucuğumu bana..

yanağını yanağıma değdirdiğim anı anlatamam..
sıcacıktı teni..
sıcacıktı..
mis gibiydi..
yumuşacıktı..
sıcacıktı.. sıcacıktı.. sıcacıktı..

öyle güzeldi ki anlatamam..
şimdi bile kalbime ılık bişe doluyo sanki o anı hatırlayınca.. gözlerim doluyo..
(Allah tümmm isteyenlere nasip etsin inşallah..)

sonraa
hemen bebekle ilgili ekip devraldı işi..

bi süre sonra bebeği ve babamızı dışarı aldılar..
sıra benim dikişlerime gelmişti..

bu sırada kulağıma birisi yanaştı ve
"size hafif bir sakinleştirici veriyoruz uykunuz gelebilir isterseniz uyuyabilirsiniz" dedi
vee sanırım bi sn sonra ben uyudum :)

gerisi rüya gibi..
bebekler gibi uyuyorumm....
hem konuşmaları duyuyorumm
hem uyuyorumm
dr.um ordakilere bizi tanıtıyor..
eşimden benden bahsediyor..
hatırlıyorum iyi şeyler söylüyor
:)
vee derken ameliyat bitiyor..


hoop ben yine yatağımdayım..
ameliyathaneden tam çıkacakken eşimi kapıda görüyorum..
bebeği sağlama alıp anneme ve annesine emanet edince hemen koşmuş yanıma gelmiş..
çoook mutlu oluyorum..

odama çıkıyorumm
artık bi anneyimm
anestezinin etkisi ile hiiiçbirşey hissetmiyorumm
mutluyum memnunum
etrafa gülücükler dağıtıyorumm
bebeğimi getiriyorlar
onun ilk besinini şifasını veriyorum
kucak kucağa
nefeslerimiz birbirine çarparken bebeğimi koklayarak uyuyorum..
uyanıyorum.. bi daha bi daha kokluyorum..

ve ilk günümüz böyle mutluluk deryalarında geçiyor..


akşam oluncaa anestezinin etkisi geçiyor
veee
:D
ne mi oluyor..

o da bi sonraki postun konusu olsun..
olsun kiii bu postun toz pembe havası kaçmasın
:)

herkese sevgiler..

30 Ağustos 2012 Perşembe

beklenen doğum..

9 Ağustos Perşembe günü 40. haftamız doldu..

dr'a muayene için gittik.. baktık ki oğlumuzun keyfi yerinde..
dünyaya gelmeye hiiç niyeti yok.. bi dee maşallah baş çevresi, kilosu ve boy uzunluğu azıcık çok.. anlayacığınız ne oğlumun doğmaya niyeti var ne de benim doğurmaya.. kopamıyoruzz birbirimizden.. :)

bizim ana-oğul tembelliğimiz üzerimizde iken dr demesin mi yarın sabah alalım artık.. normal doğum şansı kalmadı.. beklemenin anlamı yok..


evet.. elbet bi gün doğacak bebek.. hatta günlerdir eşyalarımız arabada geziyo.. hatta o gün dr.a giderken bile evden hastaneye gider gibi ayrılınıyo amaaa.. o an gelip çatınca insan yine de bi hoş oluyo..



"nasıl yani yarın mı hemen mi çok çabuk değil mi" şaşkınlıklarının arasında epidural sezaryene karar verilip hastaneden ameliyat için randevu alınıyo ve hatta hastaneye gidip anestezi uzmanınca muayene edilip kan tahliller veriliyo.. doğum fotografcısı aranıyo.. ank.da hali hazırda gelininin doğumunda bulunan anne ilk uçakla getirtiliyo.. hastane ziyaretçilerine verilmek üzere Havuzlu Han'dan alınan arkası magnetli ve lavantalı minik biberonlara Pelit'ten alınan çakıl çilolatalar ve mavi büyük drajeler dolduruluyo.. gece 12'den sonra yemek yenmeyip, 3'ten sonra su da içilmeyerek yarım yamalak bi uykunun ardından duş alıp elinde çantalar hastanenin yolu tutuluyo..


hiç abartmıyorum hepsi ama hepsi "nasıl yani.. yarın mı.. hemen mi.. çok çabuk değil mi.. 10 saat kaldı.. düşünsene yarın bu saatlerde kucağımızda olacak.. aa 7 saat kaldı.. biraz uyuyayım.. 5 saat kaldı.. biraz daha mı su içsem.. duş alayım.. eşyalar tamam dimi.. hadi çıkalım.. ne kaldı şurda.. inanmıyorum bi kaç saate kucağımızda olcak.. aaa resmen gidiyoruz.. arabadayız.. babası bak oğlum da heyecanlı nasıl garip hareket ediyo.. ya yetişemezsek.. hadiii gecikiyoruuuzz" cümleleri arasında yaşandı..


vee (bi kaç ay öncesinde rüyamda da söylendiği üzre) 10 Ağustos Cuma sabahı oğlumuz dünyaya geldi..


detaylar için tık tık bilgisi :)
doğum sonrası 1. kısım burada
doğum sonrası 2. kısım burada
doğum sonrası 3. kısım burada

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bı uyuyup donucem..

Doğumumuz gerçekleşti çok şükür.. Ben de bebeğim de iyiyiz.. Bı de uyursam inşallah geri eski günlerime benzer bı hayata dönüş yapabilirim gibi.. Ama iste uyursam.. Oğlum fırsat verirse :) okuyanlar dua eder belki bebeğimin gaz sancıları olmaz ben de rahat ederim..
Şimdilik bu kadar..
Tüm detaylar başka zamana artık..

2 Ağustos 2012 Perşembe

hastane çantamda neler var? (ilaveler)

  • yakın zamandaki tahlillerim
dr.um hastanede çalışmıyor.. özel muayenehanesi var.. dolayısıyla eski tahlillerim yanımda olsa iyi olur diye düşündüm..

  • kimliklerim
nüfus cüzdanımı ve evlilik cüzdanımı koydum.. evlilik cüzdanı şart mı bilmiyorum.. ben koydum..

  • ilaçlarım ( elevit, ferplex fol, osteocare, efa daily, magnurm)
dr.um doğumdan sonra da bi müddet ilaç kullanacaksın o yüzden hiç bıkmaya kalkışma :) demişti.. ben de yanıma hepsinden azar azar aldım..

  • cep tlf şarjım
  • fotograf makinem ve şarj cihazı
mümkünse fotograf makinesinin hafıza kartı boşaltılmış olsun

  • anı defteri
hem benim tuttuğum günlük hem de oğlum için ziyaretçilerin birkaç şey karalayacağı defter işte.. bilmem ki insanın hali fırsatı kalır mı..

  • cevşenim ve kur'an'dan belli bölümleri içeren dua ve sure kitabım
özellikle ashab-ı bedir'i içeren cevşenlerden olmalı..

  • üzerine bolca dua okumaya gayret ettiğim hurmalarım :)


  • hastane odası süsleri

kapıya sarmak için sade mavi bir tül..
açık mavi tonunda tercih ettik..

yine kapıya asmak için abartısız bir süs..
sağda görüldüğü üzere çok abartılı bi durumu yok..







duvarlara yapıştırmak için
açık mavi nazar boncukları
ve
beyaz mavi papatyalar..
arkalarında kendi yapıştırma bantları var..







bir de "canım oğlum" yazısı ile iki tane tavandan sallanan süs..

süsler böle açılıp uzun bişeye dönüşüyo ayıcıklı falan :)





çok abartmak istemedim doğrusu.. haa bunlar az mı diyenler olabilir.. şöyle ki sırf merakımdan bunları gidip eminönü havuzlu han'dan aldım.. bebe çeyiz sarayından.. ordaki satılanları ve alınanları görünce benimkiler gaaayet sade kaldı cidden :)


  • bebek kurabiyeleri
henüz sipariş bile vermedim.. yetişmez diye kurabiye yerine pelit'ten birşeyler almayı düşündüm.. yani bi de geldi gelmedi stres olmiyim diye kurabiye işini mevlute bırakmıştım.. ama birileri ile görüştüm yetişirse daha doğrusu 3 gün icinde yapıp gönderırlerse hemen resimlerini çeker buraya koyarım inşallah..

normalde hastaneye çok ziyaretçi beklemiyorum.. eşimin ailesi ve bi kaç arkadaş belki.. çünkü benim ailem hayli kalabalık akrabalarım da öyle ama hepsi ank.da.. ist.da da sadece eşimin ailesi var.. bi kaç akraba da var ama biraz kültürel olarak hastanede ziyareti tercih ediceklerini sanmıyorum..

o zaman bu hazırlıklar niye der gibisiniz..
heeerrşeyyy oğluşumla bize anı kalması için.. bi de doğum fotoğrafçımıza malzeme çıkması için :)

hayırlısı ile yetişir de çekerse ( biz avrupa yakasında fotoğrafçımız anadolu yakasında.. bakalım.. ya nasip) ilerde bakarız.. olmadı kendimiz çeker bakarız..fena mı olur.. :)

1 Ağustos 2012 Çarşamba

hastane çantamda neler var?? (anne eşyaları)

öncelikle şahsen bu kadar eşya götürmeyi planlamıyordum..
ammaaa yeni doğum yapan arkadaşım beni arayıp
"ne yap et fazla eşya götür, sırtında mı taşıyosun ayol, dursun işte arabada, ben çektim sen çekme..
eşim 3 kez eve gitti geldi, o oldu bu oldu...
ben ank.da bu kadar mağdur oldum sen bi de ist. trafiğinde....
nee evinle hastane arası 40 km miii sakıııııınnnn...."
şeklinde telaşeler estirip kafamı ütüleyinceee
ben de bi ilk elden kullanacaklar bi de arabayı bekleyecek yedekler
şeklinde iki çanta yaptım vee ortaya bu durum çıktı..
baştan uyarayım vee listeme geçeyimm..


  • 1 adet gecelik sabahlık ve pijama şeklinde takım.. 
bu seti ykm'den aldım.. miss claire ürünlerinden..
gecelik ve pijamayı M beden sabahlığı ise S beden tercih ettim.. en güzel tarafı doğum sonrası da kullanabilecek olmam..

tacım ise Forever New'den.. birebir uydu.. gelin takımı gibi oldu :)


öyle klasik bi pijama takımı olsun istemedim.. biraz değişik bi dokusu var..
hatta uzun süren arayışlardan sonra eşim de görünce "tam senlik" diyebildi.
gecelik de pijama takımı da önden açılabilen türden..

yalnız bu cicilerin elime geçme süreci epey sancılı oldu..
uyarı da bulunma baaabından anlatayım hemen konuyu..

(merak etmeyenler direk bu italik kısmı es geçebilirler)
:)


bu takımı
anneler gününde ykm'de ki %50 indirimde aldım.. taa uzaktan görür görmez
"neymiş o yaff güzell bişeye benziyor"
diye ilerlerken
benden önceki bi kızcağız aldı eline, taammm da bana olacak bedenlerden bir seri yaptı çıktı..
ben de sabırla sıranın bana gelmesini bekledim..
fakat sabrın sonu o an için selamet olmadı..
çünkü
kızcağızdan geriye kalanlar hep büyük bedenmiş..

neyse "sağlık olsun ama pek de güzeldi, tam da istediğim gibiydi...." diye hayıflanırken
satış görevlisi bayan geldi
ve
dedi ki
"isterseniz siz hazır indirimde iken alın bu büyük bedenleri, 10 güne kadar bedenler gelicek, o zaman ararım, gelip değişim yaparsınız.."

biz bi şaşırdık ama olur mu olmaz mı diye tereddüt edip,
"amaan ne gerek var stres yapmaya, başka yerden bakarız"
moduna geçmişken
"hiç tereddüt etmeyin zaten yeni sezon ürünü, kesin beden gelicek, ben zaten bu markanın görevlisiyim,
hatta isterseniz bir ürün dağıtımı yapan şefimi arayıp teyit edeyim" dedi,
aradı ve beden yazdırdı, bayaaaa bi teyit etti..
biz de ikna olduk..
bayanı tanımıyoruz elbette ama ykm'yi tanıyoruz..
herhangi bi ürünü 1 ay içinde götür, sebep sunmadan "geri vercem" de,
hiç ikiletmezler..
ya çek verirler ya da para iadesi..
dedik "10 gün sonra olmadı iade yaparız olur biter"..

neyse
10 gün geçti gittim ben, bayan yok,
15 gün geçti, gittim, az önce çıktı, yemeğe indi  vs vs.. 20 gün oldu.. bugün izinli....

ha geldi ha geliyor derrken
bizim iade süremiz doldu dolacak, bayanı bi türlü bulamıyoruz..
nihayet
bi gün karşılaştık.. ama o anneler günündeki tavırlar falan gitmiş, bambaşka biri var karşımızda..

baalll gibi hatırlıyor ama biz yine de ürün değişimi için geldik falan dedik fazla muhatap olmamak için,
abla bize demesin mi
"yaa efendim herkes sizin gibi yapmış, hazır indirim varken büyük küçük demeden almış, ürünler tükenmiş,
şuanda Türkiye'de yok bu üründen bi daha.. işte indirim olunca böyle oluyo.."
:D
hahhhhh
tabiii biz kocamaaan çooook sinirlendik..
sanki bizim iş güzarlığımız gibi anlatıyo.. sanki kendi önermemiş, yok şefini aramamış gibi..
neyyyyse
kendimizi hatırlattık, hani dedik siz önerdiniz, sağı solu aradınız, biz ondan sonra aldık falan..
bu seferde bi acımalar vs vs..
anlayacağınız ablamız,
gelene satmış gidene satmış, bedenler birbirine girmiş, herkes bir başkasının elindekine talip aslında, ama önemli mi.. kendi primini artımış o, gerisi ne gam yani..
olan
s isterken xl alana, l giyerken m bedeni alıp elinde kalana olmuş..
:)
bi de güya bizim için not aldı, hangi bedeni falan diye, resmen bakkal defteri gibi, en az 50 kişi var orda beden değişimi için bu abladan haber bekleyen..

yine bi neyyyyse diyip,
gerekli yerlere şikayetimizi belirttikten sonra
ürünleri iadeye karar verdik..
ammaaaa
bi gün başka bir ykm'nin önünden geçerken
"bellkkkkii..." diye bakıp istediğimiz bedenleri bulmamızla
arabanın bagajında demirbaşa dönüşen bizim büyük bedenlerden kurtulup esas takımımıza ulaştııkk..

( diğer ykm'lerde olma ihtimali aklımıza geldi tabi daha önce ama hani hatırlarsınız,
bizim satış görevlisi aradı taradı elinde telefon saatlerce güya sağa sola koştu da
"türkiye'de yok şu an bu üründen" diyip bizi bitirdi yaa,
ondan biz de gerçekten yok sanmıştık..
oysa varmııışşşş..)

işte bööle..

yaniii
siz siz olun..
nnaslaaa
ama naslaaa yapmayın böle şeylerr
:)
biz de yapmazdık ammmaaaa
sanırım bazen cidden basireti bağlanıyo insanın..
naslaaa'lar "hımmm.. neden olmasın"lara dönüşüveriyo
:)


eveeettt.. nerde kalmıştıkk..
  • 2 adet önden düğmeli gecelik ve 2 adet pijama takımı 
eğer doğum en başından sezaryen olacaksa pijama tercih edilmeli.. normal doğumlar için gecelik sezaryenler için pijama takımı öneriliyor.. bizde durumlar henüz belli değil.. ben de "ne olur ne olmaz" diyip tedarikli olmak istedim.. bu arada gecelikleri de pijamaları da dagi'den aldım..


solda biri krem rengi diğeri gri iki gecelik görülmekte..
biri 36 diğeri 38 beden.. kalıpları öyle güzel denk geldi ki.. önden pileli bollaşıyor.. yani boşuna lohusa geceliği alıp sonra kullanamamaktansa daha sonra da kullanabileceğim şekilde..






evett gelelim pijama durumlarına.. sağdaki pijamam kısa kollu..
yine önden düğmeli bir model..








üzerine "adını Ferace koydum" diyebileceğim bu sabahlığı aldım :)
yine dagi'den..

bildiğiniz pardesüden biraz daha kısa ve penye rahatlığında..








bu arkadaş da ikinci pijama seçeneğim.. lacivert uzun kollu pijama takımı.. ama ben bu takımı U.S.Polo'nun elbiselerinden XL beden kırmızı elbiseyle tamamladım..
yani pijama üstünü bi nevi gömlek hırka gibi birileri girip çıktığında üstüme almak adına kullanıcam.. önü açık olarak..
lacivert armalı kırmızı elbisemin altına bu pijamanın lacvivert altını giycem..

( inşallah tabi )


  • bol rahat bir çıkış kıyafeti
ben etek ve üzerine salaş bi üst giymeyi düşündüm.. şöyle ki.. şuanki kıyafetlerimden zerre haz etmemekteyim.. ha gayret bitti bitiyo diye yeni hiçbişe almadım.. nasılsa okul da tatil evdeyim diye hep aynı şeyleri giydim hem de hemen hemen hergün.. yıka ütüle giy yıka ütüle giy.. en son eşime dedim, "bak uyarıyorum bi gün evin ortasında yakabilirm bu iki üç parça şeyi şaşırma" diye..

neyse efendim gerekli girizgah yapıldı ise
ben bi blogta (sahibesinden izin alınca link bırakacağım) gördüğüm ve pek bi beğendiğim beyaz zara eteğin siyahını aldım koşa koşa :)
neden siyahh.. çünkü beyazda beden yoktu :) yoksa bizzat aynısını alacaktım cidden..
hem çok beğendiğim hem de cidden bedenime göre hiç eteğim kalmadığı için..
gittim ve s bedenini aldım baktım ben ve kocaman karnım sığıyoruz içine.. hemen koştum kasaya.. zaten son zamanlarda aldığım tek kıyafet de bu etek oldu..
(tmm tmm bi de geçenlerde gelin olmuştum bu postta.. o elbisemi de unutmayayım..)
neyse..
ne diyordum..
eteğimin üzerine de birşeyler bakacaktım kii aklıma
daha önce bu postta resimlediğim zara salaş basiclerim geldi nasılsa birini giyerim uydururum dedim..
ve yine aynı postta görebileceğiniz ipekyol salaş bluzumu de koyunca çantaya
rahat çıkış kıyafeti de tamam oldu.. 


  • hastane odasında giymek için rahat bir terlik 

ben yeni aldığım ama burada anlattığım isilik sürecinde bi parça şavtı kayan birkenstocklarımı götürcem :(.. minare yıkılsa da mihrap yerinde :)


yani en azından rahatlık şartını hala karşılamakta.. daha ne olsun..

resmi de 1 haftada terlik nasıl maffffediliri herkese göstermek için koydum
:)


  • rahat edilebilecek bir iki şal veya tülbent
doğum sonrası fazlası ile ter olabilirmiş.. ter kokulu birşeyler kullanmaktansa fazla götürmek en iyisi..


  • 1-2 adet çorap 
kesinlikle yaz ayı bile olsa doğumdan sonra üşüme olur dediler.. ben iki adet attım çantaya..


  • emzirme çamaşırları ve büyük boy çamaşırlar
nasılsa sonra da lazım olacak diye ikişerli üçerli aldım emzirme çamaşırlarından.. büyük boy çamaşırlardan da 5'li paket şeklinde olanlardan aldım..
yine dagi'den..


  • mothercare kullan-at çamaşır
anlaşılacağı üzere mothercare'den aldım.. 5'li paket halinde satılmaktalar..


  • cilt bakım ürünleri, ağız bakım ürünleri, mini boy şampuan, mini boy duş jeli, mini boy vücut losyonu, deodorant, ayna, tarak vs
ne kadar kalacağınız ve ne kadar kullanacağınıza bağlı olarak siz artırıp eksiltebilirsiniz..
vakti zamanında biotherm'in fazlaca verdiği makyaj cantaları işe yaradı :)



  • havlu
  • lansinoh krem ve göğüs pedleri
  • bolca hijyenik ped ve 1-2 adet hasta bezi
  • ıslak mendil ve kağıt havlu
  • kirlileri koymak için boş poşet




yalnız
şöyle bi baktım da çok da bişey yokmuş yaff.. ben resimleri çekip bloga yüklerken yıldım da ondan baştaki uyarıyı yazdım galiba.. yoksa ne var canımm..
şuncacık eşyam bi de önceki postlarda görülen english home sepetim..
çok değil çok.. ilklerde olur böle acemilikler :)



hem bunları da ölee üst üste şu da lazım bu da piskopatlığı ile almadım..
kimi geçen sezon sonundan kimi bu sezonun sonundan..
derlendiler toplandılar bir araya gelip birbirlerine uydular.. bana sadece çantaya yerleştirmek kaldı, o kadar :)


şimdi de geri sayım yapıyoruz.. yakında 40. hafta da dolacak.. kendi gelmek istemezse biz biraz bozucaz oğluşumuzun rahatını artık.. heeerşeyin hayırlısı..


31 Temmuz 2012 Salı

no comment !

sadece öğrencilerim için açtığım bir face adresim var benim.. malesef biraz fazlaca argo konuşabildiklerinden ve gereksiz bir samimiyet olmasını istemediğimden onlarla bu hesaptan iletişim kuruyorum..

geçen hafta bi sabah açtım ve açmamla gözlerimin dolması bir oldu.. 3 sene dersine girdiğim ve önceki yıl mezun ettiğim öğrencilerimden bir tanesi vefat etmiş
:(
hem de aşırı alkol, sigara ve diğer öğrencilerden duyduğum bi çakmak gazı çekme hikayesine bağlı kalp krizinden :(
düşünsenize sadece 1997 doğumlu..

zaman zaman resimlerine bakarken görüp hep üzülüyordum.. elinde kendinden geçercesine dumanını çektiği (benim her seferinde inşallah uyuşturucu bir madde değildir diye iç geçirdiğim fakat vefatının ardından yazılan arkadaş yorumlarından sonra artık emin olmadığım) avucunun içine gömülü sigarası, önünde biralar vs vs vs..
insan uyarmak istiyor ama bir yere kadar müdahale edebiliyor.. okuldayken bi nebze daha etkili olabiliyorsun ama mezun olduktan sonra zor.. ortam müsait.. aile yapıları müsait.. inanç noktasındaki eksiklikler had safhada..

bana sadece üzülmek ve dua etmek kalıyor..

derslerdeki kendince aykırı halleri, cool olma çabaları, herkes ders içi etkinlik yaparken gelip benimle felsefe yapma çabaları, herşeye rağmen kalbinin tertemiz olduğundan zerre şüphe etmeyişim.. hepsi hepsi aklımda..

o gitti.. ya diğerleri..
facede resimlerin altına yapılan yorumları görmelisiniz..
"sen gittin şimdi ben kiminle sigara içicem"den tutun, "beni bekle gelicem orda da içicez"lere kadar ne ararsanız var.. 

öyle çok çaba sarfettim ki birşeyler öğretebilmek için ama nafile.. okulumun ortamı "öğretmenim ben ilk kez 4 yaşında iken bira içtim.. babam şaka olsun diye bi de denemek için meyve suyuma bira katmış" diyebilecek öğrencilerden oluşuyor..
veya alkolun haram olduğundan bahsettiğimde "ne yani öğretmenim bi arkadaşımızın doğum gününe gidince içemicek miyiz" diyen 6. sınıf öğrencilerinden..
hormonları sanki 25-30 yaşında bir yetişkinin ki gibi çalışan, karşı cinslerine duydukları kesinlikle masum bir aşktan ibaret olmayan ötesini de yaşamaya hazır olan davranışlarını görmemek için adeta kör olmak gerekiyor..
hepsi mi öyle.. hayır elbette..
ama çoğu öyle..

aslında küçücükler ama kocamanlar.. bedenlerine büyük şeyler yaşamaya çalışıyorlar ama başaramayıp altında eziliyorlar..
dahası yaşananlardan ders çıkarmayı hiç ama hiç bilmiyorlar..
doğrusu şimdi daha bi endişe ediyorum resimlerine bakarken.. acaba yakında içlerinden bir tanesinin daha kötü haberini alır mıyız diye..
bakıyorum ve hiçbirine kıyamıyorm..

ama onlar..
alkol, sigara, uyuşturucu nedeni ile kaybettikleri arkadaşının ardından hala sigara ve alkolden bahsedebilecek kadar bihaberler kendilerinden ve gerçeklerden.. hiçbiri daha tam olarak farkında değil sanki.. hatta çok olağan birşeymiş gibi davrananlar bile var..

gerçi şaşırmıyorum bu hallerine.. bu benim aynı dönemden vefat eden ikinci öğrencim.. diğeri de bir okul çıkışında trafik kazasında vefat etmişti.. 3 senedir dersine girdiğim ve normalde çıtı çıkmayan çocuk biraz yerinde duramamıştı da ben de ona bakmıştım bi an ve o mahcup bi şekilde başını önüne eğmişti..
bi kaç gün sonra da vefat etmişti.. günlerce etkisinden kurtulamamıştım..
göz göze geldiğimiz an hiç çıkmamıştı aklımdan.. dahası daha bi gün önce okumuştum yazılısını.. düşünsenize bi gün önce yazılısını okuyorsunuz ama bi gün sonra o yazılının ve notun hiç anlamı yok..
o yazıyı yazan kişi ertesi gün toprağın altında..
hatta vefatından sonraki ilk derste yanlışlıkla listenin en sonunda onun ismini de okumuştum ve sesim kısılarak notunu söylemiştim.. 90 almıştı ama artık anlamsızdı..
ben kendime gelmeye çalışırken sınıfta gürültüye başlayınca "çocuklar bi parça hislerime saygılı olabilirsiniz.. siz hiç mi etkilenmediniz" diye belki eğitimsel açıdan sorulmaması gereken bi soru sormuştum sınıfa.. fakat aldığım cevap benim için gayet eğiticiydi.. "napalım hocam hergün mü ağlıcaz, ölenle ölünmüyo ki"..
hergün dediği sadece 2 gün öncesi idi..
sırasına konan çiçeğe ve kocaman resmindeki gözlerine çevirdim başımı.. formalitenin ne demek olduğunu anlamam uzun sürmedi..
oysa cenaze töreninde bu öğrenciler oradaydı.. işte arkadaşları gözlerinin önünden tabutun içinde.. sonra mezarlıkta toprağın altında..
ben "çocuklar çok mu etkilenir ki" diye endişe ederken onlar "ölenle ölünmüyoki"yle çoktaaan atlatmışlardı herşeyi..

dediğim kadar varmış dimi.. ondan artık şaşırmıyorum yorumlarına..
onlar duyarsızlığa ben de onların duyarsızlığına gayet alışmış durumdayız..

Allah hayırla ıslah eylesin hepimizi ve korusun gençlerimizi..
bizleri de mesleklerimizi hakkıyla yapabilenlerden eylesin.. bazen nefesim tükeninceye kadar anlattım sorularını yanıtladım tenefüslerimi harcadım onlara ulaşabilmek için..
ama yetmemiş anlaşılan.. ya da bu kadar yetmiş..


bu kadar yorum dolu bir yazıya başlık hiç olmadı farkındayım
ama o başlık,

çocukları "seçmeli" olarak Kur'an dersi ile karşılaşacak diye ödü kopanlara..
veli toplantısında "çocuğunuzdan memnunum" dediğimde bunu hakaret olarak algılayıp "ama nasıl olur bizim dinle diyanetle hiç işimiz olmaz ki" diyenlere..
çocuğunun karnesinde din dersini zayıf görünce "ama herkesin imanı kendinedir, siz nasıl benim çocuğuma 1 verirsiniz" diyip benim bilgiye değil imana not verdiğimi zannedenlere..
4 yaşındaki çocuğuna şaka olsun diye alkol içirenlere..
"kızınız okula gelmiyor siz okulda zannediyorsunuz ama o erkek arkadaşının evine gidiyor, bilginiz olsun" dediğimizde "çocuğumun özel hayatına karışamazsınız" diyen annelere..
kızının eteği istediği kısalığa ulaşıncaya kadar 3-4 kez terziye gidip eteği süper mini hale getirebilecek kadar "boş" vakti olan velilere..
hepsine ama hepsine kocaman bi "no comment" gelsin benden..

çünkü gerçekten "no comment!"
hepsi bu..

25 Temmuz 2012 Çarşamba

nem+sıcak+nem+sıcak+nem.. = ayaklarda isilik:(

afakanlar bastı basacak beni derken nihayet perttt vaziyete geçtim :( yahu içim daralıyo içim.. soğuk duş almaktan mı bıkayım yok şu kremi de sür aman bunu ihmal etmelerden mi yorulayım hiiiçç bilemedimm.. canım hiçbişe yapmak istemiyor.. evde elimde 1,5 lt.lik su şişesi geziniyorum.. içip içip güzelleşiyorum
:(
oruç tutamıyor olmak, teravihe gidememek, Ramazan modunda olamamak, hatimlerimi istediğim sıklıkta okuyamamak, mukabeleye katılamamak, sıcaklarda kocaman göbişle eve tıkılıp kalmak yetmezmiş gibiii
bi de ayaklarımda isilik çıktı :)
şaka gibi dimi.. isilik.. hem de ayakta.. 37 numara ayaklar oldu 39 numara.. basamıyorum üzerine yürüyemiyorum yanıyo kaşınıyo bööööööööö berbat bişe.. şimdi ufak ufak sönme ve geçme evresinde..

başka hamilelerin de başına gelmişse diye hemen bi ilaç bilgisi vereyim..
dr.a gitmeden önce isilikler azıcık bi bölgede iken unibaby pişik kremini sürdüm.. pek kar etmedi.. sonra abdest sonrası gülsuyu sürüp kurulayıp utalk pudra kullandım.. sonuç yine olumsuz..
eşimle sahile gittik.. o denize girdi ara ara şişeyle deniz suyu getirdi ayaklarıma döktük.. o an ve o gece için süper süper süperdi.. fakat ertesi gün için değildi..
hasılı küçücük isilikler pıtır pıtır ayaklarımın üzerini kaplamaya başlarkeneeee soluğu dr.da aldık.. "advantan m losyon" ve "excipial lipo" verdi.. koşa koşa gittik aldık ve hemen sürdük.. fakatt o da ne.. akşama isilikler bileklerime çıkmasın mı.. üstelik ben bu kremin (advantandan bahsediyorum) bir miktar kortizon içermesine göz yummuşken..
akşama doğru sağdan soldan fikirler öneriler yağmaya başladı.. "eumovate" isimli kremi aldık.. içindeki kortizon bi hamile için çok fazla çıktı.. en son nöbetçi eczanenin önerdiği "kalmosan krem"i yetiştirdi eşim.. tanıdık dr.lara vs sorup hepsinden de onay alınca başladık kalmosanlanmaya :)
değişik bi krem kuruyunca pudra gibi oluyo.. yıkayınca hemen gidiyo.. sonra bi bakıyosun ayaklar yine pudralı pudralı falan ama başarılı.. yani en azından diğerlerine göre..

nihayet 5-6 günlük isilik macerası şuan itibari ile hafif kaşıntılı, soyulmalı, parmak aralarındaki deri kalıntılı :( sürece geçmiş durumda.. ayaklardakiler hafifleyince bi anladım ki meğer ellerimde fena durumda imiş ama zavallılarla ilgilenen olmamış.. ya da "nasılsa onlara ulaşabilirim" diye durumları pek kaale alınmamış..
( 9,5 aylık bi hamile için ayak bakımı en imkansız şeylerden biri.. zavallı eşim 5 yıldır görmediği kadar gördü ayaklarımı şu 5-6 günde :)  )

hasılı..
Allah bu sıcaklarda heeerkesin yardımcısı olsun.. tüm hamilelerin, hastaların, dışarda çalışanların..
umarım çok şikayet dolu bi post olmamıştır :(

az kaldı az.. hayırlısı ile geçecek bu zor günler..
hayyydi selametle..


not:
bu posttan 2 gün kadar sonra tekrardan hortlayan isiliklere hiç birşey kar etmeyince
ve ben yerinde duramaz hale gelince herşeyi göze alıp eumovate'yi kullandık..
ve tek seferde sonuç verdi..
tekrar kullanmama gerek kalmadı..
burdan şunu anlıyoruz..
demek ki bu krem gerçekten bol kortizonlu ve tehlikeli bi krem
:)
ama ben kendisini hazırlayanlara (en azından o an için) epey duacı idim o da ayrı bi konu :)