Mrb
Artık instagramda aktif olacağım "busehira84" şeklinde aratabilirsiniz..
Şimdiden minik yavrumun minikkenki fotosu ile açılış yaptım.. Gerisi gelir artık..
Bu arada hediye çekilişi olacak yakında.. Sadece aklımda bi hoşluk vardı.. Iki bloggerla ilgili.. Birinden sıcak ve içten bi geri dönüş aldım.. Diğerinin ise sanırım pek vakti yok.. Neyse ben de bir sonraki hediye çekilişimde bağlantı kurmayı düşündüğüm bloggerla iletişim kurup bilgi vericem..
Kocaman sevgiler herkeseeee..
27 Kasım 2013 Çarşamba
10 Kasım 2013 Pazar
geldimm :)
nihayet..
:)
minik yavruyla geçen koca bi 15 ay sonrası blogumla hasret gidermeye karar verdim..
aslında yine harekete geçmezdim deee..
malumunuz muharrem ayındayız.. ve aşure günü yaklaşmakta..
kendi kendime "zaman ne kadar da hızlı geçiyor.. iki sene önce bu vakitler...." diye iç geçirince dedim ki iki sene önce bu vakitlerde başıma gelen güzel şeyin hatırına bloguma bi dönüş yapayım ve bunu da bi hediye ile taçlandırayım.. hatta yetmez iki hediye ile taçlandırayım.. :)
bu sadece kısa bi mrb postu olsun.. bir sonraki postta hem hediye resimleri olsun hem çekiliş bilgileri olsun..
kalınız sağlıcakla..
bu aradaaa
sesimi duyan var mııı
yani hâlâ ????
bi iki yorum kendime getirir beni inş :)
:)
minik yavruyla geçen koca bi 15 ay sonrası blogumla hasret gidermeye karar verdim..
aslında yine harekete geçmezdim deee..
malumunuz muharrem ayındayız.. ve aşure günü yaklaşmakta..
kendi kendime "zaman ne kadar da hızlı geçiyor.. iki sene önce bu vakitler...." diye iç geçirince dedim ki iki sene önce bu vakitlerde başıma gelen güzel şeyin hatırına bloguma bi dönüş yapayım ve bunu da bi hediye ile taçlandırayım.. hatta yetmez iki hediye ile taçlandırayım.. :)
bu sadece kısa bi mrb postu olsun.. bir sonraki postta hem hediye resimleri olsun hem çekiliş bilgileri olsun..
kalınız sağlıcakla..
bu aradaaa
sesimi duyan var mııı
yani hâlâ ????
bi iki yorum kendime getirir beni inş :)
5 Şubat 2013 Salı
konumuz ben :( :)
efenim önce bi girizgah yapayım
ayıp olmasın
selamsız sabahsız konuya başlamayayım
heeeerrrkese kocaman merhabalar
:)
her ne kadar kimsenin umurunda olmasa da yaşıyorum ve hala yıkılmadım ayaktayım
pekiii
kendimle ilgili mevzularda tembelliğim tavan yapmışken
blogger'la ilişkim sadece takip ettiğim blogları okumaktan ibaret olmuşken
ve deee
kilo vermeye kafayı takıp bunalımlara girmişken
ne oldu da post yazdım
diye soracak olursanız
cevabım çok kısa
çok bişe olmadı efenim
sadece çok pis kıskandım
buraya bi bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız
baktım
beni tavsiye eden yok
aman okudum memnun kaldım diyen yok
öööle post yazmadığımda nerdesin ne alemdesin diyen yok
hıh! dedim
görür herkes nasıl da çalışkan oliciiiimmm
tabi dedim dee
kendim de inanmadım :)
neden mi
amaaaaaannn hiçç
öle
nasıl bi atalet var üzerimde anlatamam
derdim gücüm oğluşum olmuş
ne yedi ne içti
ne kadar uyudu
derkeeen
bi bakmışım ben yokmuşum durumları yani
(amaaaa olsun değer mi değer diyip hemen bi gevşiyim kiii hormonlarım bi kaynasın
hormonlarım kaynasın kii sütüm olsuunn
diyip daha da sıkıcı olabilirim ama olmuyorum :D )
neyse napiim
konumuza döneyim
konumuz benn'dim yanlış hatırlamıyorsam
napalım efenim
ben de böle bi blogger oldum çıktım işte
keşkem de adımı tembel blogçu yapsaymışım azcık öngörülü olup
:) :( :)
aslında öööle çok okuyanım var ki google aracılığı ile..
ve aslında daha çookk faydalı bilgilerim var yine aynı kitleye ulaşacak..
bazen üzülüyorum
keşke yazsam benim yararını gördüğüm şeyleri insanlara da duyursam diye
ama şu an için olmuyo
neyse canımız saolsun
pöff
yine yoruldum
konumuz ben
ama bende benden bahsedecek derman kalmadı yine bu akşam
nasip
inş yakın zamanda
dönüşüm muhteşem olmasa da "ehh idare eder" olucak
heeerkese sevgiler
3 Ocak 2013 Perşembe
dikkat! lohusa var.. :)
ben kendime çılgın lohusa adını vermiştim
öle sendrom vs şeklinde adlandırmamak için yani
:)
hakikaten de çok çılgınca bi mevzu
bence
ne çok abartılmalı
ne de yok sayılmalı
tam normal olduğunuzu düşünürken gülmeniz ve ağlamanız aynı anda geliyo
ya da hiç normal olmadığınızı düşünürken gayet mantıklı ve makul olabiliyorsunuz çünkü..
peki lohusayken ne yapmak lazım diyenler için kendimce bi kaçşey yazdım..
hadi bi görelimm..
öncelikle sakin olmak ve bugünlerin geçeceğini bilmek lazım..
yeni doğum yapacak veya yapmış olanlar için hemen belirteyim
ilk iki hafta çılgınlığın tavan yaptığı haftalar :)
sonra herşey yavaş yavaş düzeliyo
yaaniii
sakin olup beklemekte fayda var
ben şahsen ikinci haftada "bu ne yaaaaa bu nası bi hayat böhüüüüü" diye bi içimden ağlamıştım :)
olabildiğince yalnız kalmamak lazım
her türlü çıtırtı pıtırtıdan korkma durumları oluyo
normalde duymayacağın sesleri duyuyosun
neden mi
çünkü bebeğin sesini duymaya kendini endeksleyince pür dikkat olup normalde duymadığın ya da aslında duyup dikkat etmediğin tüm seslerin farkına varıyosun ki
bu da pek keyifli bir durum değil
yine ben şahsen 10. günden itibaren annemin gitmesiyle hafiften sıyırmış
sonra yavaş yavaş alışıp kendime gelmiştim.. :)
hatta bi örnek vereyim..
eşimin geç geleceği bi gün tel.de benim uykumun arasında konuşmuştuk
tlf kapatınca uykum kaçmıştı ve ben de balkona çamaşır asmaya geçmiştim
eşim nasılsa uyuyorum diye sessizce kapıyı açmış ve içeri girmişti
ben aheste aheste çamaşırlığa çamaşırları yerleştirirken birden bire arkamı dönüp eşimle gözgöze gelince inanılmaz kötü olmuş ve hıçkıra hıçkıra ağlamıştım
buraya kadarki kısım normal
lohusa olmayan da korkabilir
evet
ama
benim eşimi görüp o olduğunu algılayıp
sonra onu tanımayıp
sonra tekrar tanıyıp ağlamaya başlamam pek de normal değil sanırım :)
vücudunuzu korumaya her zamankinden daha fazla dikkat etmeniz lazım
gerçi ben doğumdan sonra eve geldiğim andan itibaren heeerrrbişeyimi kendim yaptım..
hem bebekle ilgili hem de kendimle ilgili
annem 10 gün yanımda idi
ama nedense ona hiç iş bırakmadım
belki de alışmak istemedim
:(((
gücüm yettiğince elimden geldiğince evimin üzerinden elimi çekmedim
hem böyle olunca daha çabuk iyileştim sanki
amaaa
yanlış anlaşılmasın
hırpalamadım da kendimi
mesela 40 gün boyunca ağır olan hiçbirşeyi kaldırmadım
annem varken annem o yokken de eşim üstlendi beni zorlayacak işleri
zaten gün geçtikçe de sadece yatarken kalkarken otururken zorlanır oldum
o anlarda da
sevgili eşim inanılmaz bir performansla hep destek oldu
işlerinden vakit bulabildiğince yanımda oldu
atlattık o günleri
:)
canınızı sıkacak mevzulardan kat'i surette uzak durmanız lazım
neden
çünkü o mevzuları günleeerrce unutamayacağınızı bilmeniz lazım
eğer sizin dışınızda gelişmişse etrafınızdakiler olumsuz şeylerden bahsediyor ise de
derhal orayı terk etmenizi veya konuyu değiştirmelerini rica etmenizi öneririm
zira ben yapmadım
çok ama çok pişmanım
yanıma gelen baaaaazı cins yaşlılar "efenim falan kişi uyuyormuş uykusunda bebeğinin üstüne yorgan gelmiş farketmemiş ööle ölmüş bööle boğulmuş.. aa hatta falan kişi de.. yok efenim filan kişi de....." şeklinde eeennnn son yapılması hatta hiç yapılmaması gereken muhabbetleri yanımda yaptılar
ve ben
hık mık diye diye hıçkırıklar boğazıma dizilerek oturup dinledim
sonra ne oldu
günleeerrce aklımdan çıkmadı
kah oturdum o bebeklere için için ağladım
onların boğulurkenki çaresizliklerine yandım
kah o annelerin vicdan azabına ortak oldum
:(
hala aklıma geldikçe bu düşüncesizliklere ve benim sessiz kalışıma sinirleniyorum
nasıl oldu da bu kadar düşüncesiz oldular ve ben nasıl oldu da bu kadar pasif kaldım bilmiyorum..
neyse
artık çok geç
:(
davetsiz misafirleri bertaraf etmek lazım ve mümkünse hemen misafir ağırlama moduna geçmemek lazım
özellikle geldiklerinde bi parça kasılacağınız misafirleri biraz daha ilerleyen günlerde kabul etmek lazım
aile büyüklerinizden bu konuda yardım alabilirsiniz.. onlar lisanı-ı münasibince bertaraf ederler..
bu kısa sürede biraz kendinizle, eşinizle ve bebeğinizle özel zamanlar geçirmek eeennn güzeli çünkü..
ama yine de davetsiz misafirlere hazırlıklı olmak lazım..
siz ne kadar kendi derdinizle meşgulseniz
dışardan bakangillerin baaaaazı türleri hastaneden çıkışınızın ertesi günü çat kapı sizi görmeye gelebilir..
:(
hatta yetmeyip yukardaki can sıkıcı muhabbetleri açabilir
hatta sütün yetiyo mu
hemen emdi mi
kaç kilo doğdu
boyu kaç
neden sezaryen
neden epidural
......
......
.......
şeklinde ahiret sorgusuna çekebilir..
dedim ya işte
hazırlıklı olmak lazım..
asosyal olmamak lazım
yukarıda misafirleri bertaraf etmekten bahsedip nasıl asosyal olmayacağımızı merak etmiş olabirsiniz
ama o söylediğim
bööle hazırlıklar yapmanız gereken kendinizi yoracağınız misafirler için geçerli
aksine sizi ağırlayacak
belki bi parça nazlandıracak
kafanızı dağıtmanıza yardımcı olacak kişilerle vakit geçirmeniz ve hatta dışarı çıkıp ufak gezmeler yapmanız en güzeli
beslenme düzenini korumak lazım
düzgün beslenerek ve doğumdan itibaren bebeğini emzirerek ikinci haftada 9kg zayıflamış
ama
malesef
annesinin gitmesiyle adeta bunalıma girip ne yediğini içtiğini bilmeyen
ve bu vesileyle tekrar 4-5 kg alan
bi daha da hiç o ilk iki hafta kadar hızlı zayıflayamayan
bir kişi yazıyo bu satırları
:(
ve son olarak sağlığımıza dikkat etmemiz lazım
hamileyken kullandığımız demir ilacını ve vitaminleri yine ve hassasiyetle kullanmamız lazım..
evet
şimdilik bu kadar
aklıma gelen şeyler olursa yine güncellerim
ahhh ahh
bazen eski postlarıma bakıyorum da
amma edebiyat parçalamışım
şimdi yok edebiyat medebiyat
bi başlık bi de paldır küldür girilen içerik..
pat diye yazıcam
hepsi bu
:)
not: yazıyı tekrar okumadım.. ölece yazdım.. lütfen anlatım bozukluklarını görmezden geliniz :)
şimdiden teşekkürler
ve herkese sevgiler..
mini post : zayıflamak için de karbonat :)
hemen yazayım kaçayım..
dün kayınvalidemlerde iken tv'de izledim..
dr bayan zayıflamak için 10 altın kural saydı
bunlardan bir tanesi de günde 2 defa büyük su bardağına yarım çay kaşığı karbonat katarak içmekle ilgili idi..
epey dikkatimi çekti..
tadını merak ettim ve denedim..
başta ne var ki yaff dedirten sonra bitiyo mu az kaldı mı acaba diye bardağın dibine baktırtan tipten bişi :)
ama
çookkk yağ yakıyormuş dedi dr
ilgililerine duyrulur
:)
ben diğer maddeleri de kaydettim
önümüzdeki ay hamilelikten kalan kilolarımdan kurtulma operasyonuna start verince yavaş yavaş maddeleri hayatıma yerleştircem inş
ama öncee kendim bi diyetisyene gidip kendime özel bi diyet programı da yaptırabilirim
henüz karar vermedim
az çok biliyorum tanıyorum vücudumu
vaktiyle evliliğimin ilk yılında kaptırıp 4-5kg almışlığım ve geri verirkense 10kg zayıflamışlığım var çünkü :)
şu anda ise ilk etapta bi 10kg verip sonra yavaş yavaş 7-8 kg daha vermeyi planlıyorum
amaa
dediğim gibi
önümüzdeki aydan itibaren inş
7 Aralık 2012 Cuma
karbonat mucizesi :)
coştum mu ne :)
valla coştum..
napiim özlemişim..
napiim özlemişim..
kısada olsa yazayım bişiler..
doğumdan sonra anne-bebek bloglarını hatmederken bi blogta lohusalık teri ile ilgili bir bilgi buldum.. lohusalar bilir ancak bu ter olayını..
bilmeyenlere de şöle anlatiiimm süper terliyo insan birden bire sırılsıklam oluveriyosunuz..
neyse konumuza dönelim..
efenim bloggerımız lohusa terine değil ama terin kokusuna çare olarak "temiz koltuk altına karbonat sürmek"ten bahsetmiş..
ben de okuyuncaya kadar terimin kokma ihtimaline fazla kafa yormadığımı fark ettim :)
koskoca çocuk doğurmuşum bi de onu mu düşüncem diye kendimi motive ederken baktım ben bi huylandım..
ya koktuysam da canımın derdinden farkedemediysem diye..
hemmmen denedim ve şahsen memnun kaldım..
hoşş ben zaten ter kokmam daaaaa yaaaaniiiii kokacak olsaydım daaa karbonat engel olurdu o bakımdan memnuniyetim :)
yine bi neyyysee
:)
dedim ben bunu yazayım..
google'da görünme olasılığı artsın insanlar faydalansın ve kimse ter kokmasın..
:)
iyilik meleğiyim bilyorum bilyorum..
daha da faydalı olmak adına söylemeden geçemiciiiimm..
bi de yine ev temizliğinde de kullanıldığını duydum..
küveti yıkadıktan sonra karbonatla ovunca çook ferah oluyormuş..
duş kabinleri de ööle.. terrrtemiz oluyomuş..
bişiler daha vardı temizlikle ilgili ama onları unuttum
:)
bi de bi deeee
diğer bi kullanım alanı da bebeklerin aftları.. yani ağızlarında çıkan pamukçukları..
bayramda bizim kuzu da ağzında pamukçuk tarlası oluşturunca dr tavsiyesi ile temiz mermer şahı bezleri ile karbonatlı suyla sildik.. yaralardan kurtulduk..
az daha düşüneyimmm..
başkaaa..
mmmmmmm..
yok başka..
yetmez mi.. daha ne olsun..
:)
herkese mutluluklarrr..
(not: burda o blogun ismini vermek isterdim ama malesef aklımda değil..
şimdi bi iki google yaptım ama bulamadım..)
şimdi bi iki google yaptım ama bulamadım..)
Etiketler:
aft,
afta ne iyi gelir,
duş kabini temizliği,
karbonat,
karbonat mucizesi,
küvet temizliği,
lohusa teri,
lohusa terine ne iyi gelir,
lohusalık,
pamukçuğa ne iyi gelir,
pamukçuk
6 Aralık 2012 Perşembe
sirke mucizesi :)
:) ne alakasız bi konu :)
anne-bebek mevzularından sonra garip ama kısacık da olsa yazayım..
şimdi efenimm
ben acemi anne modunda gözü sadece bebeğini görür başka iş göremez halde gezerkeneee
bi gün
kayınvalidem bize gelmişti
sirke sürdüm geri kaçtıı deeerrrrmişim :D bööö kötü espri bilyorum
neyse ciddi olalım
benim arzum çay mak. dibindeki kireç sülalesini gördü
ve bana sirkenin süpppperrrr bir kireç sökücü olduğunu söyledi
ben de "aaaa inanmaaaaam" dedim
uygulattım
hem inandım
hem de kireçlerden arındım
:)
bizim ocağın içinden tutun, musluğun kenarına, çaydanlıklardan tutun heryere heryere kadar kullandı
veee sonuç gayet başarılı idi
aman yanlış anlaşılmasın
heryer kirli değildi
sadece kayınvalidem moda girdi
ben de çıkarmadım :)
bi de ev temizliğinde de kullanıldığını duymuştum ben teeee evlenmeden önce..
aklıma estiğinde de temizlik suyuna 3-5 damla eklerim
evde hijyen sağladığına da inanırım cidden..
neyse hepsi bu..
sizlerde başka kullanım alanlarına dair öneri var mı acep..
varsa beni de bilgilendirin lütfen..
hoşcakalın..
:)
5 Aralık 2012 Çarşamba
GEÇEN SENE BUGÜN..
Öncelikle slm dünya.. Slm blog alemi..
Yaşıyorum hayattayım
ve gaaaayet anneyim artık ben J
Uzun zamandır birşeyler paylaşmak istiyorum blogta ama ya
vakit bulamıyorum ya da ayık kalamıyorum J
Bu postu
bi başlangıç yapma isteğimin yanında
en çok da
oğlumun hatırına
ve
özellikle bugün yazıyorum..
Çünkü bugün oğlumdan ilk kez
haberdar oluşumun sene-i devriyesi J
şeklinde bildiiiniz anne hayıflanmaları için çok erken biliyorum ama
napiiiim dayanamıyorum..
Dayanamıyorum çünkü bu bir yılda yaşadıklarıma hala
inanamıyorum..
Ne zaman bitti hamilelik.. Nasıl gittim doğuma.. Nasıl
kucağıma aldım.. Ne çabuk 4 aylık oldu.. J
Öyle değişik bir tecrübe ve duygu ki..
Anlatmak imkansız..
“Ahhhhhhhhhhhhhhh!” diye iç geçirerek 70’lik dedeler gibi başımı da salladım
şimdi..
Tüm yıl bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden..
İyiki’lerim keşke’lerim geldi aklıma..
Bi daha yaşadım
herşeyi.. Bi daha heyecanlandım.. Bi daha mutlu oldum..
Meğer gerçekten de zmn çok hızlı akıp gidiyormuş..
Güzel bi gülümseme oldu şimdi de yüzümde J
Ne güzelmiş anne olmak.. Ne zormuş.. Ne sinir bi şeymiş.. Ne
hoş bi duyguymuş.. Ne yorucuymuş..
Ne bitmek bilmezmiş……
Hımmmmmmmhhhh…
Canım oğlum.. Seni çooookkk seviyorum.. İyi ki varsın.. İyi
ki benim oğlumsun..
Hani geçen sene bugün senden ilk kez haberdar olduğum an gözlerimden yağmur gibi akmıştı ya yaşlar.. Hatırladın mı J
İşte bu sene onların kat ve kat fazlası aktı gitti..
Geçen seneki sarhoşça bi mutluluktandı bebeğim.. Ne olduğunu
bilmediğim birşeye dair bi mutluluktu..
Ve ben geriye dönüp baktığımda
hayatımın en güzel anı en mutlu anı
diye nitelendirmiştim o anı..
Ama şimdi.. Anladım ki çok aceleci davranmışım öyle
nitelendirmekle..
Çünkü daha seni tanımamışım.. Koklamamışım.. Gülüşünü
görmemişim..
Meğerse herşey yeni başlıyormuş ve herşeyin “en…” hali
senmişsin..
Seni gerçekten çok seviyorum kıymetlim.. çok seviyorum..
çok.. çok.. çok..
Bi gün bu yazdıklarımı okuma şansın olursa umarım
içtenliğimi hissedersin göz bebeğim..
Bu post tamamen sana ithaf edilmiştir çünkü..
Yeter mi.. yetmez tabii ama bitireyim artık ben..
Anlatmak istediklerim için çok yetersiz fakat uykusuz bi
anne için fazla bi post oldu J
İyi geceler..
Bize şimdiden size de vakti gelince..
J
11 Ekim 2012 Perşembe
moda sen'le :)
Uzun zamandır takipte olduğum çatı katı ilkay'dan ayyynen alıntıdır :)

modasenle.com'dan Çatı Katı Blog sakinlerine Armine eşarp , çanta ve şal hediyesi.. Kampanyaya katılmak için tıklayın şansınızı deneyin :)
ben bu postla katılmış oluyorum.. bakalım.. nedense içimden çokk katılmak geldi :)
belki de ben de bi yakınıma hediye ederim..
:)
5 Ekim 2012 Cuma
Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 3
Gelelim hastanedeki ikinci güne.. ve hatta akabinde üçüncü güne..
İkinci gün daha rahat geçti.. Çünkü artık acımı tanıyordum.. Sancılarımın boyutlarını öğrenmiştim.. Geriye sadece iyileşmeyi beklemek kalıyordu..
İlk günkü rutinler aynen devam etti.. Fakaaat benim algılarımın daha bi açıldığı bi gündü kı sonra açıldığına bin pişman oldum sanki :)
Şöylekii
hemşireler gelip gittiler tansıyon ateş ölçümü yaptılar sureklı..
arada uzerımdekı ortuyu acıp bıseler yapıyolar falan.. ılk gun pek anlamadım.. ama sonra farkettım.. meger o hemsırelerın geldıgı anlar benım mahremıyetimin sıfırlandığı anlarmış ama ben anestezi etkısı ıle birşey hissetmedıgımden her seferınde sadece dikişime baktıklarını sandığım için saçma saçma tebessüm ediyormuşum hemşirelere :)
daha sonra neden hıc tuvalet ıhtıyacı hıssetmedıgımı farketmem yatagın altına egılıp ne yaptıklarını anlamam neyı habıre degıstırdıklerını ıdrak etmem ve kıpkırmızı olmam sanırım aynı sanıyede oldu :( :)
ustune bı de her türlü hijyenik bakım hatırıma gelincee bana kırmızı çooookkk yakışıverdi bi ann :)
neyyyse
daha güzel mevzulara geçeyim hemen..
mesela burada ballandıra ballandıra anlattığım caanıım gecelik pijama takımlarıma geleyim..
hani ben ööle hazırlamıştım ya yok efenim bunu morcivertle bunu pempeyle giycem vs.. hani yok bu bunun altına, şu şunun altınaydı..
hah.. işte o kıyafetler renk ve kumaş uyumlarına zeeerrre bakılmaksızın yeraldılar üzerimde :)
kapı çalınır falan gelmiş.. hoş gelmiş sefa gelmiş de içerde bi koşturmaca..
"ver ver ver şunu ver üstüme".. "aa ona terlemişim".. "yooo onu giyemem.. zor onu giymek dikişler acıyo".. "amaaaaann şunu giycem vallaa"..
mevzunun sonu "ayy heeeerşeyin başı sağlık"la da bağlanınca anlayın siz pejmurdeliğimi.... :) :)
(doğuma gideceklere tavsiye..
heeppp rahat edeceğiniz, illakii pamuklu ve genellikle önden açılan giysiler tercih edin.. ve bol bol gecelik götürmekten çekinmeyin.. hatta eğer boyu yere kadar bi gecelik olursa koridor yürüyüşlerinde tek parça çekersiniz üzerinize rahat edersiniz..)
nerde kalmıştık..
ikinci gün başıma gelenlerdee..
ne güzel acıma alışmış yata yata misafir ağırlarken hemşireler yüzlerinde kocamandan da kocaman bi gülümseme ile odaya geldiler..
"aha!" dedim "kesin bişe yapcaklar bana ve acı çekicem"
böhüüü :( doğru bilmişimmm :)
neymiişş
banyo yapacakmışımmm
-iç ses-
neden kii iyiydik böle..
kirli terli takıloduk ne güzel..
çocuklar banyo yapmak istemediklerinde "ama ben banyo yapmıştım yarınnn" diye boşuna diretmiyolarmış.. canlarııııımm..
:) :) :)
evet efenim.. derken hemşireler sağıma soluma konuşlandı, diye mevzuyu bağlıyayım en iyisi
ve herşey baştan başladı..
ayaklar sola.. beden sola.. ağırlığını bırak, zavallı hemşirenin üstüne yığıl.. foşur foşur ayaklarını yerde sürükle.. içinden içinden ağla.. "bi daha aslaaaaaaaaaaaa" diye sessizce çığlık at.. sırılsıklam terle..
veee sonuç.. banyodasın..
buraya kadar herşey dünle aynı..
amaa
burdan sonrası yeni bi tecrübe..
hiiiç utanma sıkılma..
soyun dökün..
saçlarını
hani şampuanların üzerinde yazan "masaj yaparak köpürtün"'e uygun şekilde
ve bedenini
küçük bi bebeği yıkarcasına evire çevire
yıkamalarına izin ver..
aklan paklan..
nihayet tipini düzelt..
onca fotoğraf çekiminde, gelende gidende bakmamışsın ama bi aynaya bakk
veee
tamm burnunun ucunda çıkan sivilveyi gör çıldır :)
tekrar bi kuvvete gel
dönüş yoluna geç :)
banyoya gittiğinden daha dik, daha enerji ve süt dolu olarak haa bi de ayaklarını yerde daha az foşurdatarak yatağına dön :)
hemen de iyileş..
böle yazınca da ne güzel geliyo yaff
sanki başkası yaşamış gibi :)
özne hem ben gibi hem değil gibi :)
neyse artık normal normal anlatayım..
efenim
bu "masalsı" :p banyo bitince hastanenin hizmeti olarak saçıma fön çekmek istediler.. tmm dedim.. önce erkek kuaför geldi.. sonra bayan varsa olsun yoksa teşekkür ederim fön istemiyorum dedim.. bayan geldi..
beni bi güzel fönledi..
biraz sonra malum lohusa teri nedeniyle sırılsıklam olucamı ve şalımı da örtünce fön mön kalmıcanı bile bile ve fön makinesinin sıcağına rağmen saçıma düz fön çektirdim..
neden mi..
çünkü o hasta hatun modundan çıkmak ve bi bahane olsun da yatağa daha geç uzanayım diye kendimi oyalamk için :)
çoook da iyi yapmışım, sonra fark ettimm..
çünkü ne kadar ayağa kalkıp hareket edersen ve yürürsen ağrılardan o kadar erken kurtuluyosun.. ben şahsen eziyetli banyodan ve fönden sonra kendimi hen ruhen hem de bedenen çok daha iyi hissettim gerçekten..
günün devamında daha iyi oldu bedenim.. daha fazla ayakta durdum..
:( gece yine fenalık geldi ama daha kısa sürdü.. yine ıslak bezlerle sakinleştim :)
sonra saat sanırım 03:00 civarı bebeğimi besledikten sonraa baktım bende bi kuvvet.. gece falan demeden hemen attım kendimi koridora.. bebeği hemşirelere teslim ettim.. bi taraftan tesbih çektim.. bi taraftan yürüdüm.. 6 tur attım koridorda.. biraz başım da döndü ama idare ettim.. dayanabildiğim kadar dayandim işte.. arada da kontrol ettim bebeğimi.. baktım keyfi yerinde.. sonra aldım onu da yanıma geçtim odama uyudum..
ertesi güne daha iyi uyandımmm demek isterdim ama malesef :) kötü olmadım da aynı ağrıyla uyandım işte.. hani ayağa kalk yürü iyi gelir dedikleri için şahsen ben koskoca 6 turdan sonra ufak çapta bi mucize beklemiştim ama :) olmadı..
o gün hastanede son günümüzdü.. akşama kadar durmak istedim.. kah uzandım kah dolaştım..
akşam üzeri eve dönüş hazırlıklarına başladık..
bebeğimizin kendi eşyalarını ilk kez o zaman kullanmaya başladık.. kendi battaniyesini, kıyafetlerini kullandık.. alırken
içinde bebek olunca nasıl olacak acaba
diye hayal etmeye çalıştığımız
burada bahsettiğim ana kucağına bebeğimizi koyduk :) bizim için çok mutlu bi andı..
özene bözene kilitini vs herşeyini kapadık..
aldık bebeğimizi düştük yola..
her kasisten geçince dikiz aynasından bana kocaman gözlerle bakan eşime
iyiyimm ya da bebek iyi diye diye geldik evimize..
eveeett bu post burda biterr ve acemi anne koşa koşa yatağa gider ve oğluşu uyanana kadar uyumak için gözlerini sımsıkı kapatır..
(bu postu kırk kere uyutulan fakat elli kere geri uyanan bi bebeğin annesi yazmıştır.. her türlü ifade bozukluğu ve anlam kayması lüüütfen affolaa..)
22 Eylül 2012 Cumartesi
anestezi sonrasııı - namı diğer Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 2
eveett..
gelelim maceramızın 2. kısmına..
malumunuz cuma sabahı 08:47 de doğdu bebeğim.. saat 10 gibi ben odama geldim..
biraz zaman geçti sohbet muhabbet oğluşla koklaşma vs derken yavaş yavaş misafirlerimiz gelmeye başladı..
ilk olarak eşimin ailesi geldi.. sonra ortakları.. arkadaşları..
kime benziyo, şurası aynı baba/anne şeklinde konuşmalarla akşam oldu..
kaldık annem eşim oğluşum ve ben..
haaa bi de benim sancılarım.. :)
öyle hemen başlamadı tabii
uzunca bi müddet epiduralin etkisi sürdü.. sonra ben kendimi bi kez daha epiduralledim :)
nasıl mı..
tabiki elimdeki butonla..
şöylekii.. ben heeeerkesle muhabbetler ederken,
heeeeerkesler bana "valla gayet iyisin"ler çekerken,
ben "vayy ağrı eşik değerim de epey yüksek" diye heeeerkeslerin karşısında gerinirken
elime ağrı çok olursa basayım diye verdikleri butonu basa basa eritmişim gitmiş..
sonra ne olmuş..
ta taaaa..
sanki ameliyata yeni gircek kadar uyuşmuşum :D
meğer mutluluk da gerinmeler de iyi görünmeler de ondanmışş :D
sonuç..
gidip gelip "his var mı" şeklindeki sorularına
benim kocaman "yoooo" şeklindeki cevaplarım neticesinde
hemşirelerin epiduralin hepsini hüplettiğimi farketmeleriyle
benim bildiiiin normal sezaryenli hanım modum resssmen başladı..
önce baktım hafifff hafiff sızılar..
sonra ağrılarrr..
sonra "anneeeaa bu ne yaaa" şeklinde cıyaklamalarrr..
larr da larr yanii :)
ne yatakta kıpırdayabiliyorum.. ne sağa sola dönebiliyorumm.. ayaklarda yarı hiss..
ayyyyyy çok fena hissetmiştim kendimi..
ama asıl daha sonrası daha çok acıtıyomuş..
meğerse o ankiler ağrı + naz'mış yani :)
aslında hep duyarız ya
"amaann sezaryenin de sonrası kötüüüü"
diye..
nedense ben işin bu kısmına hiç kafa yormamışım.. başa gelen çekilir diyee metiin olmuşum herhall..
neyse efenim..
ben neye uğradığımı şaşırmışken hemşireler geldi odaya..
"sizi bi yürütücez, sık sık uğrarız ama bizden önce ayaklarınızın üzerine basabileceğinizi hissederseniz haber verin" dediler..
tabiiki haber vermedimm.. ama onlar geldiler :( :)
bi iki bebek kucağımda uyuyor, yok efendim besleniyor şeklinde geri püskürtsem de nafile..
en son bi boşken yakaladılar beni..
eşimi ve annemi dışarı çıkardılar..
ben de "pööfff kalkayım da bunlar da kurtulsun ben de" diye artis artis bekliyorum..
hemşireler "önce bacaklarınızı sola kaydırıcaz sonra bedeninizi" dediler..
hemen beyne gönderdim komutu "bacaklar solaa" diye..
anestezinin etkisi ile biraz zor da olsa bacaklarımı sola kaydırdım..
sıra tüm bedene gelincee
işte o zaman "anladım" dedim
"amaannn sezaryenin de sonrası kötüüü"nün ne olduğunu..
ama daha değilmiş..
dahası da varmışş..
hemşireler bi yandan güç verir ben bi yandan.. zaaarr zor doğrulmaya çalıştım..
hemşirenin biri önümde yere çömeldi ve "ağırlığınızı bana vererek doğrulun" dedi..
önce şöyle aman yük olmiyim falan diye düşünsem de sonra bildiğiniz yığıldım kızcağızın üstüne.. :)
başladık yürümeye..
aslında biz ona sürünmek desek daha doğru olur :)
ayaklarımı yerde santim santim sürükledim çünkü..
"yere bakma" diye de sürekli uyardılar.. bi taraftan da baş dönmesi tansiyon düşmesi oluyo çünkü..
kan ter içinde odanın içindeki tuvalete dek gittim geldimm ama öldüm öldüm öldüm resmen..
artık tammmm anlamıyla "amaaannn sezaryenin de sonrası kötüüü"ye vakıf olmuştum çünkü..
ondan sonraki sancılarımın hiçbiri o andan daha kötü olmadı hepp daha iyiye gitti ama bunu bilmeyince çok zor oluyor acı çekmek..
hiiç geçmicek gibi geliyor..
yalnız enteresan olan şey.. benim acı çekmekle ilgili değil derdim o an için.. acıyı hissetmekle..:)
nasıl bozuluyorum.. nasıl bozuluyorum..
hani küçük çocukları dr.a götürürsün de iğne acıtmıcak dersin ama acıtır.. hahh.. işte öyle kandırılmış hissediyorum kendimi..
kim mi kandırdı beni..
ben tabi ki..
hep ağrı eşik değerim yüksek sanırdım..
dişci koltuğunda gık demeden otururdum.. acı çekerdim elbet ama sabredebilirdim.. iğne yapılırken kıpırdamazdım bile....
o yüzden herkes çok acı çeker sezaryende bense sadece acı çeker ama başedebilirm sanırdım amaa
öldüm öldüm dirildim resmen :)
o yürüyüş beni ne hale getirdiyse artık, annem ve eşim içeri girdiğinde bana bakarlarken yüzlerinde halimin halini gördüm :)
fecii fesfecii fesfeciiden de feciiydi :)
neyse efenimm..
akşamı ettik o gün.. artık yatakta kımıldamam lazım..
sızlana söylene ufak ufak kımıldandım işte..
yalnız gece olunca bi haller oldu bana.. birden inanılmaz daraldım.. bildiğiniz afakanlar basıyo böle.. ayağa kalkmak istiyorum.. koşmak istiyorum.. yatak yakıyo sanki beni.. sırtımda kateterin bantı geriyo..
bi de uykum geldi falan.. bildiğiniz dellendim yani..
eşimle anneme ecel terleri döktürdüm..
hemşirelere kateteri çıkarttırdım.. düşünün artık sancım olursa falan normal ağrı kesici iğnelerle yetinmeyi göze alıp kateterden kurtuldum..
sonra eşimle annemden ıslak bezlerle ayağıma enseme vs vs kompres yapmalarını istedim..
tek hatırladığım "çabuuk daha hızlıı bu bez ısındı yenisiiii"
diye sayıklaya sayıklaya uykuya dalışım..
sonra gece 4'e doğru uyandım kii herşey gayet güzel.. iyiyim.. hiç sıkıntı yok.. :)
bu arada hep ben hep ben di mi..
ufaklık nerde acaba..
tüm gün boyunca bebek hemşirelerinin eli bebeğimizin üstünde idi.. hatta çıkana dek de öyle..
biz cuma sabahı girip pazar akşamı çıktık..
(çıkış yapılacağı gün istediğiniz kadar kalabiliyosunuz.. ben de akşama kadar durdum)
bu 3 gün boyunca hiç bez değiştirmedik.. hiç üst değiştirmedik..
hatta oğluşum için getirdiğim kıyafetlere hiç dokunmadık.. sadece doğum fotoğrafçımıza malzeme olsun diye minik kıyafetlerden çıkardık ve papyonlu bi kıyafetini giydirdik o kadar..
tabi isterseniz kendi kıyafetlerini giyebilir..
ama hastanede genelde bebek değil de anne merkezli bir durum oluyor..
çünkü bebekte yara yok bere yok.. o beslenıp beslenıp uyuyor..
ama annede durum öyle degıl.. normal doğum yapanlar için durum çok daha farklı olabılır..
ama sezaryende böyleyken böyle :) )
her bez değişiminde baştan ayağa battaniyesine kadar yeniden kıyafet değişimi yaptılar..
bebek hemşireleri acemi annenin adaptasyonu için harika bi fırsat.. bez-kıyafet değişimi anlamında söylemiyorum..
acaba bebeğim iyi mi diye kaygıyla uyumaya başlamadan önce bi kaç gece rahat bi uyku çekiyo insan..
mesela benim fenalaştığım bu ilk gece de hemen bebeği hemşirelere verdik..
odaları zaten iki yan odada ve kapısı da şeffaf camdan..
ben öyle bunalmıştım ki bebeğe gerekirse formül süt verin demiştim..
ama vermemişler.. gerek kalmamış.. pekala benden onay aldıkları için verebilirlerdi ama duyarlı davranmışlar..
bebeğim mışıl mışıl uyumuş.. geri getirmişler yanıma..
hani dedim ya gece uyandım gayet iyiyim diye.. işte o zaman uyanınca yanımda kuzucuğumu huzur içinde uyurken görüp ondan çok mutlu olmuştumm :)
evet.. hastanede ilk gün böyle geçti..
ancak bu kadarına fırsat buldum yazmak için.. inşallah sonraki kısımları da yazıp bi de bilmiş bilmiş yeni annelere tavsiye vercem daha :)
herkese kocaman mutluluklar..
6 Eylül 2012 Perşembe
Bakırköy Acıbadem ve Epidural Sezaryen 1
Herkese kocaman gunaydinlar..
(bilmem kaç gün öncesinin sabahında yazılmaya başlanmış bi post bu :) bilerek değiştirmedim)
(bilmem kaç gün öncesinin sabahında yazılmaya başlanmış bi post bu :) bilerek değiştirmedim)
Artık dogum detaylarına değinelim yavaş yavaş..
Daha önce yazmıştım Dr.um hastanede çalışmıyor sadece muayenehanesi var.. Dogum vb durumlarda anlaşmalı olduğu 3 hastane var.. Hastalarına bu 3 hastaneyi sunuyor..
biz bu 3 hastaneden Bakırköy Acıbadem'i seçtik..
ve çok ama çok memnun kaldık..
ücret olarak diğer hastanelere göre biraz pahalı..
belki 3,4,5 katı..
ama
kesinlikle ödediğiniz paranın artılarını görüyorsunuz..
hani bazen olur ya.. sadece ismi para eder.. hizmeti vasat olur..
burda öyle değil..
insan iyi ki buradayım diyor bi çok kez..
gelelim epidural sezaryen sürecine..
(bu kısmı ilk defa doğum yapacaklar için detaylandırarak yazıyorum..
çünkü genelde insan ne ile karşılaşacağını bilmediği için korku duyabiliyor..)
doğumdan bi gün önce Perşembe günü verdiğim kan tahlili ile doğum için ilk adım atıldı..
doğum ertesi sabah 8'de olacağı için tahliller aynı gün alınsa yetişmeyebilirdi..
Cuma sabahı saat 7'de hastanede olduk..
oda için bir gün önceden rezervasyon yaptırmamız konusunda arkadaşlarımızca tembihlenmiştik.. bi gün önce tahlil verirken oda mevzusunu da konuştuğumuz için
hiç beklemeden odamıza geçtik..
hiç beklemeden odamıza geçtik..
bi taraftan eşyaları yerleştirdik bi taraftan da odamızı süslemeye başladık
:)
kapımızın tülünü temizlik görevlilerinden bi bayan gönüllü olarak
(uygun bir bahşiş karşılığında:) )
yaptı.. çook da güzel oldu..
eşim diğer süsleri astı, yapıştırdı, taktı takıştırdı..
ben de şura şöyle olsun bura böyle olsun diye misafir sanatçı gibi gezerken
hemşireler "isterseniz artık doğum için de hazırlanalım"
diyince
doğum olayı ciddi ciddi başlamış oldu..
bu arada doğum fotoğrafçımız da geldi.. ben hazırlanırken o da fotoğraflamaya başladı..
bu arada doğum fotoğrafçımız da geldi.. ben hazırlanırken o da fotoğraflamaya başladı..
önce ameliyat önlüğünü giydim..
sonra odadaki yatağıma uzandım..
dr.um geldi "ben ameliyathaneye gidiyorum, birazdan seni de alıcaklar" dedi..
hemşireler geldi ölçümler falan yaptı..
ben rahat rahat uzanıp
sevgi dolu gözlerle etrafımdakilere bakarkennnn
hooppp bi baktım benim yatak birden bire sedye moduna geçti
ve ameliyathane yollarına düştü..
hani filmlerde falan olur ya böle sedye geri geri gider..
başında insanların bakışları..
yüzler sesler kayar gider..
hah.. işte aynen onu yaşadım..
yalnız söylemeden geçemicem..
o esnada karşılaştığım dr.undan hemşiresine hasta bakıcısından temizlik görevlisine kadar kiminle göz göze gelsem
anında yüzlerinde kocaman bi tebessüm olduğunu gördüm..
bu hastanenin genel bir politikası mıdır bilmem ama
o an
hastaya çook iyi geldiği kesin..
çünkü insan iyi birşey yaptığından başına iyi şeyler geleceğinden emin olmak istiyor..
acıyarak bakan gözler veya somurtan, donuk bir yüz ihtiyaç duyulacak en son şey..
evett
devam edelim hemen..
ameliyathaneye gittik.. birsürü alet edevat ışıklar dr.lar asistanlar..
herkeste bi hazırlıklar vs vs..
beni yatağımdan daha dar bi yatağa aldılar..
önce kendi dr.um göründü bana..
daha öncelerde çook bahsetmiştimm.. dr.umla aramda bambaşka bi bağ var..
ona çok birşey söylemesem de o da biliyor bunu..
görmem bile kendimi iyi hissetmeme yetiyor..
bi iki muhabbet ettikten sonra anestezi dr.um girdi devreye..
tane tane anlattı bana herşeyi..
önce beni sakinleştirdi..
"etraftaki koşturmaca seni ürkütmesin.. sadece sterilizasyona çok önem veriyoruz.. ondan bu hazırlık.. bakın mesela şu eldivenleri giymek için bile bana bi yardımcı lazım.. çünkü eldivenin size değecek olan dış yüzeyine benim elim değmemeli....." diyerek eldiveni giyme şeklini bana tarif ederek vs önce bi kafamı dağıttı..
sonra katater için nasıl durmam gerektiğini tarif etti..
malum epidural anestezide sadece belden aşağınızı hissetmiyorsunuz.. bunun için omurgadan anestezi uygulanıyo..
ama uygun poziyonda durmak önemli..
omuzları rahat bırakarak düşürüp, sırtı dışarı çıkarıyoruz..
normalde bu süreçte hastayı tutanlar ve hatta sanırım hastanın hareket etmemesini sağlamak için bir cihaz oluyormuş ama
ben cesur davrandım ve hiçbirşeye gerek kalmadı
:)
dr. çok rahatlattı beni..
"bilgin olmayan hiçbirşey olmicak..
her adımda önce sana açıklama yapıcam sonra uygulicam..
o yüzden hiç tedirgin olma" dedi..
ve gerçekten de herşeyi teek tek anlattı..
ben de habire
"ya uyuşmazsa, bakın ayağımı çevirebiliyorum, normal mi bu"
şeklinde
sorup durdum ama sonra sonra baktım ki ayaklarıma artık hükmedemiyorum ve hatta varlıklarını bile hissetmiyorum, sessizce kendimi önce Allah'a sonra dr.lara emanet ettim..
hemen burda bi memnuniyetimi de dile getireyim..
bayanlı erkekli belki 15 kişi vardı..
beni anesteziye hazırlayanlar iki erkekti..
anestezi dr.um da erkekti..
öyle hassas davrandılar ki..
biraz sonra beni tamamen önlüksüz görecekleri gerçeğine rağmen
katater takılma işleminde
minik minik ufacık pencereler oluşturarak o boşluklardan işlerini hallettiler..
ben kendimi hiç kötü hissetmedim..
hiç rahatsız olmadım..
sonuçta
bu ameliyat tamamen önlüksüz yapılacak,
bu nedenle onlara çok normal bana ise çok kaba gelecek şekilde
"şurayı açın burayı açın"diyebilirlerdi..
ben utanıp sıkılabilirdim
gerilebilirdim
ama
dediğim gibi
kendimi tepeden tırnağa giyinik gibi hissettim hep..
eveett nerde kalmıştık..
anestezi işlemi de hallolduktan sonra
beni tekrar başka bi yatağa aldılar..
vee artık ameliyat başladı..
hemen bi gözünüzde canlandırın..
boynumdan aşağısını ben görmüyorum..
örtü var..
dr.um, sanırım yardımcı dr.lar ve asistanları karın bölgemde..
etrafta bekleyen 7-8 asistan daha var..
sağ tarafta çocuk dr.u ve hemşireler var.. onlar ayrı bir masanın başında bebeği bekliyorlar..
benim başucumda ise anestezi dr.u ve sanırım onun asistanları ve hemşireler var..
sahne canlandıysa hemen devam edelim..
ameliyata başlarken belki de başladıktan sonra
bi kaç dakika içinde
eşim de yanıma geldi..
ben kan aldırırken bile yüzü halden hale giren ve bakamayan eşim öyle gerilmişti ki.. yüzü bembeyazdı..
orda olmak istemiyordu ama istiyordu
:)
garip garip heyecanlı korkmuş mutlu cesur
karmakarışık gözlerle bakıyordu bana
:) anestezi dr.u örtülerin altından elimi bulup eline verdi eşimin..
el ele tutuştuğumuzda biraz daha kendine geldi..
ben de kendimi daha iyi hissettim tabi
böyle konularda sanırım ben daha soğukkanlıyım
:)
ama eşimin yanımda olması çok çok iyi geldi gerçekten..
biz
bu halde iken ameliyat epey ilerlemişti..
biraz sonra dr.umun
ve yanındaki yardımcılarının adeta nefes nefese
ciddi efor sarfederek birşeyler yaptığını gördüm..
bu sırada anestezi dr.um hemen bilgi verdi..
"bebek geliyor" diye
:D
hemen çıkardılar.. bi iki sardılar sarmaladılar
vee verdiler
kuzucuğumu bana..
yanağını yanağıma değdirdiğim anı anlatamam..
sıcacıktı teni..
sıcacıktı..
mis gibiydi..
yumuşacıktı..
sıcacıktı.. sıcacıktı.. sıcacıktı..
öyle güzeldi ki anlatamam..
şimdi bile kalbime ılık bişe doluyo sanki o anı hatırlayınca.. gözlerim doluyo..
(Allah tümmm isteyenlere nasip etsin inşallah..)
sonraa
hemen bebekle ilgili ekip devraldı işi..
bi süre sonra bebeği ve babamızı dışarı aldılar..
sıra benim dikişlerime gelmişti..
bu sırada kulağıma birisi yanaştı ve
"size hafif bir sakinleştirici veriyoruz uykunuz gelebilir isterseniz uyuyabilirsiniz" dedi
vee sanırım bi sn sonra ben uyudum :)
gerisi rüya gibi..
bebekler gibi uyuyorumm....
hem konuşmaları duyuyorumm
hem uyuyorumm
dr.um ordakilere bizi tanıtıyor..
eşimden benden bahsediyor..
hatırlıyorum iyi şeyler söylüyor
:)
vee derken ameliyat bitiyor..
hoop ben yine yatağımdayım..
ameliyathaneden tam çıkacakken eşimi kapıda görüyorum..
bebeği sağlama alıp anneme ve annesine emanet edince hemen koşmuş yanıma gelmiş..
çoook mutlu oluyorum..
odama çıkıyorumm
artık bi anneyimm
anestezinin etkisi ile hiiiçbirşey hissetmiyorumm
mutluyum memnunum
etrafa gülücükler dağıtıyorumm
bebeğimi getiriyorlar
onun ilk besinini şifasını veriyorum
kucak kucağa
nefeslerimiz birbirine çarparken bebeğimi koklayarak uyuyorum..
uyanıyorum.. bi daha bi daha kokluyorum..
ve ilk günümüz böyle mutluluk deryalarında geçiyor..
akşam oluncaa anestezinin etkisi geçiyor
veee
:D
ne mi oluyor..
o da bi sonraki postun konusu olsun..
olsun kiii bu postun toz pembe havası kaçmasın
:)
herkese sevgiler..
ameliyathaneye gittik.. birsürü alet edevat ışıklar dr.lar asistanlar..
herkeste bi hazırlıklar vs vs..
beni yatağımdan daha dar bi yatağa aldılar..
önce kendi dr.um göründü bana..
daha öncelerde çook bahsetmiştimm.. dr.umla aramda bambaşka bi bağ var..
ona çok birşey söylemesem de o da biliyor bunu..
görmem bile kendimi iyi hissetmeme yetiyor..
bi iki muhabbet ettikten sonra anestezi dr.um girdi devreye..
tane tane anlattı bana herşeyi..
önce beni sakinleştirdi..
"etraftaki koşturmaca seni ürkütmesin.. sadece sterilizasyona çok önem veriyoruz.. ondan bu hazırlık.. bakın mesela şu eldivenleri giymek için bile bana bi yardımcı lazım.. çünkü eldivenin size değecek olan dış yüzeyine benim elim değmemeli....." diyerek eldiveni giyme şeklini bana tarif ederek vs önce bi kafamı dağıttı..
sonra katater için nasıl durmam gerektiğini tarif etti..
malum epidural anestezide sadece belden aşağınızı hissetmiyorsunuz.. bunun için omurgadan anestezi uygulanıyo..
ama uygun poziyonda durmak önemli..
omuzları rahat bırakarak düşürüp, sırtı dışarı çıkarıyoruz..
normalde bu süreçte hastayı tutanlar ve hatta sanırım hastanın hareket etmemesini sağlamak için bir cihaz oluyormuş ama
ben cesur davrandım ve hiçbirşeye gerek kalmadı
:)
dr. çok rahatlattı beni..
"bilgin olmayan hiçbirşey olmicak..
her adımda önce sana açıklama yapıcam sonra uygulicam..
o yüzden hiç tedirgin olma" dedi..
ve gerçekten de herşeyi teek tek anlattı..
ben de habire
"ya uyuşmazsa, bakın ayağımı çevirebiliyorum, normal mi bu"
şeklinde
sorup durdum ama sonra sonra baktım ki ayaklarıma artık hükmedemiyorum ve hatta varlıklarını bile hissetmiyorum, sessizce kendimi önce Allah'a sonra dr.lara emanet ettim..
hemen burda bi memnuniyetimi de dile getireyim..
bayanlı erkekli belki 15 kişi vardı..
beni anesteziye hazırlayanlar iki erkekti..
anestezi dr.um da erkekti..
öyle hassas davrandılar ki..
biraz sonra beni tamamen önlüksüz görecekleri gerçeğine rağmen
katater takılma işleminde
minik minik ufacık pencereler oluşturarak o boşluklardan işlerini hallettiler..
ben kendimi hiç kötü hissetmedim..
hiç rahatsız olmadım..
sonuçta
bu ameliyat tamamen önlüksüz yapılacak,
bu nedenle onlara çok normal bana ise çok kaba gelecek şekilde
"şurayı açın burayı açın"diyebilirlerdi..
ben utanıp sıkılabilirdim
gerilebilirdim
ama
dediğim gibi
kendimi tepeden tırnağa giyinik gibi hissettim hep..
eveett nerde kalmıştık..
anestezi işlemi de hallolduktan sonra
beni tekrar başka bi yatağa aldılar..
vee artık ameliyat başladı..
hemen bi gözünüzde canlandırın..
boynumdan aşağısını ben görmüyorum..
örtü var..
dr.um, sanırım yardımcı dr.lar ve asistanları karın bölgemde..
etrafta bekleyen 7-8 asistan daha var..
sağ tarafta çocuk dr.u ve hemşireler var.. onlar ayrı bir masanın başında bebeği bekliyorlar..
benim başucumda ise anestezi dr.u ve sanırım onun asistanları ve hemşireler var..
sahne canlandıysa hemen devam edelim..
ameliyata başlarken belki de başladıktan sonra
bi kaç dakika içinde
eşim de yanıma geldi..
ben kan aldırırken bile yüzü halden hale giren ve bakamayan eşim öyle gerilmişti ki.. yüzü bembeyazdı..
orda olmak istemiyordu ama istiyordu
:)
garip garip heyecanlı korkmuş mutlu cesur
karmakarışık gözlerle bakıyordu bana
:) anestezi dr.u örtülerin altından elimi bulup eline verdi eşimin..
el ele tutuştuğumuzda biraz daha kendine geldi..
ben de kendimi daha iyi hissettim tabi
böyle konularda sanırım ben daha soğukkanlıyım
:)
ama eşimin yanımda olması çok çok iyi geldi gerçekten..
biz
bu halde iken ameliyat epey ilerlemişti..
biraz sonra dr.umun
ve yanındaki yardımcılarının adeta nefes nefese
ciddi efor sarfederek birşeyler yaptığını gördüm..
bu sırada anestezi dr.um hemen bilgi verdi..
"bebek geliyor" diye
:D
hemen çıkardılar.. bi iki sardılar sarmaladılar
vee verdiler
kuzucuğumu bana..
yanağını yanağıma değdirdiğim anı anlatamam..
sıcacıktı teni..
sıcacıktı..
mis gibiydi..
yumuşacıktı..
sıcacıktı.. sıcacıktı.. sıcacıktı..
öyle güzeldi ki anlatamam..
şimdi bile kalbime ılık bişe doluyo sanki o anı hatırlayınca.. gözlerim doluyo..
(Allah tümmm isteyenlere nasip etsin inşallah..)
sonraa
hemen bebekle ilgili ekip devraldı işi..
bi süre sonra bebeği ve babamızı dışarı aldılar..
sıra benim dikişlerime gelmişti..
bu sırada kulağıma birisi yanaştı ve
"size hafif bir sakinleştirici veriyoruz uykunuz gelebilir isterseniz uyuyabilirsiniz" dedi
vee sanırım bi sn sonra ben uyudum :)
gerisi rüya gibi..
bebekler gibi uyuyorumm....
hem konuşmaları duyuyorumm
hem uyuyorumm
dr.um ordakilere bizi tanıtıyor..
eşimden benden bahsediyor..
hatırlıyorum iyi şeyler söylüyor
:)
vee derken ameliyat bitiyor..
hoop ben yine yatağımdayım..
ameliyathaneden tam çıkacakken eşimi kapıda görüyorum..
bebeği sağlama alıp anneme ve annesine emanet edince hemen koşmuş yanıma gelmiş..
çoook mutlu oluyorum..
odama çıkıyorumm
artık bi anneyimm
anestezinin etkisi ile hiiiçbirşey hissetmiyorumm
mutluyum memnunum
etrafa gülücükler dağıtıyorumm
bebeğimi getiriyorlar
onun ilk besinini şifasını veriyorum
kucak kucağa
nefeslerimiz birbirine çarparken bebeğimi koklayarak uyuyorum..
uyanıyorum.. bi daha bi daha kokluyorum..
ve ilk günümüz böyle mutluluk deryalarında geçiyor..
akşam oluncaa anestezinin etkisi geçiyor
veee
:D
ne mi oluyor..
o da bi sonraki postun konusu olsun..
olsun kiii bu postun toz pembe havası kaçmasın
:)
herkese sevgiler..
30 Ağustos 2012 Perşembe
beklenen doğum..
9 Ağustos Perşembe günü 40. haftamız doldu..
dr'a muayene için gittik.. baktık ki oğlumuzun keyfi yerinde..
dünyaya gelmeye hiiç niyeti yok.. bi dee maşallah baş çevresi, kilosu ve boy uzunluğu azıcık çok.. anlayacığınız ne oğlumun doğmaya niyeti var ne de benim doğurmaya.. kopamıyoruzz birbirimizden.. :)
bizim ana-oğul tembelliğimiz üzerimizde iken dr demesin mi yarın sabah alalım artık.. normal doğum şansı kalmadı.. beklemenin anlamı yok..
evet.. elbet bi gün doğacak bebek.. hatta günlerdir eşyalarımız arabada geziyo.. hatta o gün dr.a giderken bile evden hastaneye gider gibi ayrılınıyo amaaa.. o an gelip çatınca insan yine de bi hoş oluyo..
hiç abartmıyorum hepsi ama hepsi "nasıl yani.. yarın mı.. hemen mi.. çok çabuk değil mi.. 10 saat kaldı.. düşünsene yarın bu saatlerde kucağımızda olacak.. aa 7 saat kaldı.. biraz uyuyayım.. 5 saat kaldı.. biraz daha mı su içsem.. duş alayım.. eşyalar tamam dimi.. hadi çıkalım.. ne kaldı şurda.. inanmıyorum bi kaç saate kucağımızda olcak.. aaa resmen gidiyoruz.. arabadayız.. babası bak oğlum da heyecanlı nasıl garip hareket ediyo.. ya yetişemezsek.. hadiii gecikiyoruuuzz" cümleleri arasında yaşandı..
vee (bi kaç ay öncesinde rüyamda da söylendiği üzre) 10 Ağustos Cuma sabahı oğlumuz dünyaya geldi..
detaylar için tık tık bilgisi :)
doğum sonrası 1. kısım burada
doğum sonrası 2. kısım burada
doğum sonrası 3. kısım burada
detaylar için tık tık bilgisi :)
doğum sonrası 1. kısım burada
doğum sonrası 2. kısım burada
doğum sonrası 3. kısım burada
23 Ağustos 2012 Perşembe
Bı uyuyup donucem..
Doğumumuz gerçekleşti çok şükür.. Ben de bebeğim de iyiyiz.. Bı de uyursam inşallah geri eski günlerime benzer bı hayata dönüş yapabilirim gibi.. Ama iste uyursam.. Oğlum fırsat verirse :) okuyanlar dua eder belki bebeğimin gaz sancıları olmaz ben de rahat ederim..
Şimdilik bu kadar..
Tüm detaylar başka zamana artık..
Şimdilik bu kadar..
Tüm detaylar başka zamana artık..
2 Ağustos 2012 Perşembe
hastane çantamda neler var? (ilaveler)
- yakın zamandaki tahlillerim
dr.um hastanede çalışmıyor.. özel muayenehanesi var.. dolayısıyla eski tahlillerim yanımda olsa iyi olur diye düşündüm..
- kimliklerim
nüfus cüzdanımı ve evlilik cüzdanımı koydum.. evlilik cüzdanı şart mı bilmiyorum.. ben koydum..
- ilaçlarım ( elevit, ferplex fol, osteocare, efa daily, magnurm)
dr.um doğumdan sonra da bi müddet ilaç kullanacaksın o yüzden hiç bıkmaya kalkışma :) demişti.. ben de yanıma hepsinden azar azar aldım..
- cep tlf şarjım
- fotograf makinem ve şarj cihazı
mümkünse fotograf makinesinin hafıza kartı boşaltılmış olsun
- anı defteri
hem benim tuttuğum günlük hem de oğlum için ziyaretçilerin birkaç şey karalayacağı defter işte.. bilmem ki insanın hali fırsatı kalır mı..
- cevşenim ve kur'an'dan belli bölümleri içeren dua ve sure kitabım
özellikle ashab-ı bedir'i içeren cevşenlerden olmalı..
- üzerine bolca dua okumaya gayret ettiğim hurmalarım :)
- hastane odası süsleri
kapıya sarmak için sade mavi bir tül..
açık mavi tonunda tercih ettik..
yine kapıya asmak için abartısız bir süs..
sağda görüldüğü üzere çok abartılı bi durumu yok..
açık mavi nazar boncukları
ve
beyaz mavi papatyalar..
arkalarında kendi yapıştırma bantları var..
.JPG)
bir de "canım oğlum" yazısı ile iki tane tavandan sallanan süs..
süsler böle açılıp uzun bişeye dönüşüyo ayıcıklı falan :)
çok abartmak istemedim doğrusu.. haa bunlar az mı diyenler olabilir.. şöyle ki sırf merakımdan bunları gidip eminönü havuzlu han'dan aldım.. bebe çeyiz sarayından.. ordaki satılanları ve alınanları görünce benimkiler gaaayet sade kaldı cidden :)
bir de "canım oğlum" yazısı ile iki tane tavandan sallanan süs..
süsler böle açılıp uzun bişeye dönüşüyo ayıcıklı falan :)
çok abartmak istemedim doğrusu.. haa bunlar az mı diyenler olabilir.. şöyle ki sırf merakımdan bunları gidip eminönü havuzlu han'dan aldım.. bebe çeyiz sarayından.. ordaki satılanları ve alınanları görünce benimkiler gaaayet sade kaldı cidden :)
- bebek kurabiyeleri
henüz sipariş bile vermedim.. yetişmez diye kurabiye yerine pelit'ten birşeyler almayı düşündüm.. yani bi de geldi gelmedi stres olmiyim diye kurabiye işini mevlute bırakmıştım.. ama birileri ile görüştüm yetişirse daha doğrusu 3 gün icinde yapıp gönderırlerse hemen resimlerini çeker buraya koyarım inşallah..
normalde hastaneye çok ziyaretçi beklemiyorum.. eşimin ailesi ve bi kaç arkadaş belki.. çünkü benim ailem hayli kalabalık akrabalarım da öyle ama hepsi ank.da.. ist.da da sadece eşimin ailesi var.. bi kaç akraba da var ama biraz kültürel olarak hastanede ziyareti tercih ediceklerini sanmıyorum..
o zaman bu hazırlıklar niye der gibisiniz..
heeerrşeyyy oğluşumla bize anı kalması için.. bi de doğum fotoğrafçımıza malzeme çıkması için :)
hayırlısı ile yetişir de çekerse ( biz avrupa yakasında fotoğrafçımız anadolu yakasında.. bakalım.. ya nasip) ilerde bakarız.. olmadı kendimiz çeker bakarız..fena mı olur.. :)
1 Ağustos 2012 Çarşamba
hastane çantamda neler var?? (anne eşyaları)
öncelikle şahsen bu kadar eşya götürmeyi planlamıyordum..
ammaaa yeni doğum yapan arkadaşım beni arayıp
"ne yap et fazla eşya götür, sırtında mı taşıyosun ayol, dursun işte arabada, ben çektim sen çekme..
eşim 3 kez eve gitti geldi, o oldu bu oldu...
ben ank.da bu kadar mağdur oldum sen bi de ist. trafiğinde....
nee evinle hastane arası 40 km miii sakıııııınnnn...."
şeklinde telaşeler estirip kafamı ütüleyinceee
ben de bi ilk elden kullanacaklar bi de arabayı bekleyecek yedekler
şeklinde iki çanta yaptım vee ortaya bu durum çıktı..
baştan uyarayım vee listeme geçeyimm..
- 1 adet gecelik sabahlık ve pijama şeklinde takım..
bu seti ykm'den aldım.. miss claire ürünlerinden..
gecelik ve pijamayı M beden sabahlığı ise S beden tercih ettim.. en güzel tarafı doğum sonrası da kullanabilecek olmam..
tacım ise Forever New'den.. birebir uydu.. gelin takımı gibi oldu :)
öyle klasik bi pijama takımı olsun istemedim.. biraz değişik bi dokusu var..
hatta uzun süren arayışlardan sonra eşim de görünce "tam senlik" diyebildi.
gecelik de pijama takımı da önden açılabilen türden..
yalnız bu cicilerin elime geçme süreci epey sancılı oldu..
uyarı da bulunma baaabından anlatayım hemen konuyu..
(merak etmeyenler direk bu italik kısmı es geçebilirler)
:)
bu takımı
anneler gününde ykm'de ki %50 indirimde aldım.. taa uzaktan görür görmez
"neymiş o yaff güzell bişeye benziyor"
diye ilerlerken
benden önceki bi kızcağız aldı eline, taammm da bana olacak bedenlerden bir seri yaptı çıktı..
ben de sabırla sıranın bana gelmesini bekledim..
fakat sabrın sonu o an için selamet olmadı..
çünkü
kızcağızdan geriye kalanlar hep büyük bedenmiş..
neyse "sağlık olsun ama pek de güzeldi, tam da istediğim gibiydi...." diye hayıflanırken
satış görevlisi bayan geldi
ve
dedi ki
"isterseniz siz hazır indirimde iken alın bu büyük bedenleri, 10 güne kadar bedenler gelicek, o zaman ararım, gelip değişim yaparsınız.."
biz bi şaşırdık ama olur mu olmaz mı diye tereddüt edip,
"amaan ne gerek var stres yapmaya, başka yerden bakarız"
moduna geçmişken
"hiç tereddüt etmeyin zaten yeni sezon ürünü, kesin beden gelicek, ben zaten bu markanın görevlisiyim,
hatta isterseniz bir ürün dağıtımı yapan şefimi arayıp teyit edeyim" dedi,
aradı ve beden yazdırdı, bayaaaa bi teyit etti..
biz de ikna olduk..
bayanı tanımıyoruz elbette ama ykm'yi tanıyoruz..
herhangi bi ürünü 1 ay içinde götür, sebep sunmadan "geri vercem" de,
hiç ikiletmezler..
ya çek verirler ya da para iadesi..
dedik "10 gün sonra olmadı iade yaparız olur biter"..
neyse
10 gün geçti gittim ben, bayan yok,
15 gün geçti, gittim, az önce çıktı, yemeğe indi vs vs.. 20 gün oldu.. bugün izinli....
ha geldi ha geliyor derrken
bizim iade süremiz doldu dolacak, bayanı bi türlü bulamıyoruz..
nihayet
bi gün karşılaştık.. ama o anneler günündeki tavırlar falan gitmiş, bambaşka biri var karşımızda..
baalll gibi hatırlıyor ama biz yine de ürün değişimi için geldik falan dedik fazla muhatap olmamak için,
abla bize demesin mi
"yaa efendim herkes sizin gibi yapmış, hazır indirim varken büyük küçük demeden almış, ürünler tükenmiş,
şuanda Türkiye'de yok bu üründen bi daha.. işte indirim olunca böyle oluyo.."
:D
hahhhhh
tabiii biz kocamaaan çooook sinirlendik..
sanki bizim iş güzarlığımız gibi anlatıyo.. sanki kendi önermemiş, yok şefini aramamış gibi..
neyyyyse
kendimizi hatırlattık, hani dedik siz önerdiniz, sağı solu aradınız, biz ondan sonra aldık falan..
bu seferde bi acımalar vs vs..
anlayacağınız ablamız,
gelene satmış gidene satmış, bedenler birbirine girmiş, herkes bir başkasının elindekine talip aslında, ama önemli mi.. kendi primini artımış o, gerisi ne gam yani..
olan
s isterken xl alana, l giyerken m bedeni alıp elinde kalana olmuş..
:)
bi de güya bizim için not aldı, hangi bedeni falan diye, resmen bakkal defteri gibi, en az 50 kişi var orda beden değişimi için bu abladan haber bekleyen..
yine bi neyyyyse diyip,
gerekli yerlere şikayetimizi belirttikten sonra
ürünleri iadeye karar verdik..
ammaaaa
bi gün başka bir ykm'nin önünden geçerken
"bellkkkkii..." diye bakıp istediğimiz bedenleri bulmamızla
arabanın bagajında demirbaşa dönüşen bizim büyük bedenlerden kurtulup esas takımımıza ulaştııkk..
( diğer ykm'lerde olma ihtimali aklımıza geldi tabi daha önce ama hani hatırlarsınız,
bizim satış görevlisi aradı taradı elinde telefon saatlerce güya sağa sola koştu da
"türkiye'de yok şu an bu üründen" diyip bizi bitirdi yaa,
ondan biz de gerçekten yok sanmıştık..
oysa varmııışşşş..)
işte bööle..
yaniii
siz siz olun..
nnaslaaa
ama naslaaa yapmayın böle şeylerr
:)
biz de yapmazdık ammmaaaa
sanırım bazen cidden basireti bağlanıyo insanın..
naslaaa'lar "hımmm.. neden olmasın"lara dönüşüveriyo
:)
yalnız bu cicilerin elime geçme süreci epey sancılı oldu..
uyarı da bulunma baaabından anlatayım hemen konuyu..
(merak etmeyenler direk bu italik kısmı es geçebilirler)
:)
bu takımı
anneler gününde ykm'de ki %50 indirimde aldım.. taa uzaktan görür görmez
"neymiş o yaff güzell bişeye benziyor"
diye ilerlerken
benden önceki bi kızcağız aldı eline, taammm da bana olacak bedenlerden bir seri yaptı çıktı..
ben de sabırla sıranın bana gelmesini bekledim..
fakat sabrın sonu o an için selamet olmadı..
çünkü
kızcağızdan geriye kalanlar hep büyük bedenmiş..
neyse "sağlık olsun ama pek de güzeldi, tam da istediğim gibiydi...." diye hayıflanırken
satış görevlisi bayan geldi
ve
dedi ki
"isterseniz siz hazır indirimde iken alın bu büyük bedenleri, 10 güne kadar bedenler gelicek, o zaman ararım, gelip değişim yaparsınız.."
biz bi şaşırdık ama olur mu olmaz mı diye tereddüt edip,
"amaan ne gerek var stres yapmaya, başka yerden bakarız"
moduna geçmişken
"hiç tereddüt etmeyin zaten yeni sezon ürünü, kesin beden gelicek, ben zaten bu markanın görevlisiyim,
hatta isterseniz bir ürün dağıtımı yapan şefimi arayıp teyit edeyim" dedi,
aradı ve beden yazdırdı, bayaaaa bi teyit etti..
biz de ikna olduk..
bayanı tanımıyoruz elbette ama ykm'yi tanıyoruz..
herhangi bi ürünü 1 ay içinde götür, sebep sunmadan "geri vercem" de,
hiç ikiletmezler..
ya çek verirler ya da para iadesi..
dedik "10 gün sonra olmadı iade yaparız olur biter"..
neyse
10 gün geçti gittim ben, bayan yok,
15 gün geçti, gittim, az önce çıktı, yemeğe indi vs vs.. 20 gün oldu.. bugün izinli....
ha geldi ha geliyor derrken
bizim iade süremiz doldu dolacak, bayanı bi türlü bulamıyoruz..
nihayet
bi gün karşılaştık.. ama o anneler günündeki tavırlar falan gitmiş, bambaşka biri var karşımızda..
baalll gibi hatırlıyor ama biz yine de ürün değişimi için geldik falan dedik fazla muhatap olmamak için,
abla bize demesin mi
"yaa efendim herkes sizin gibi yapmış, hazır indirim varken büyük küçük demeden almış, ürünler tükenmiş,
şuanda Türkiye'de yok bu üründen bi daha.. işte indirim olunca böyle oluyo.."
:D
hahhhhh
tabiii biz kocamaaan çooook sinirlendik..
sanki bizim iş güzarlığımız gibi anlatıyo.. sanki kendi önermemiş, yok şefini aramamış gibi..
neyyyyse
kendimizi hatırlattık, hani dedik siz önerdiniz, sağı solu aradınız, biz ondan sonra aldık falan..
bu seferde bi acımalar vs vs..
anlayacağınız ablamız,
gelene satmış gidene satmış, bedenler birbirine girmiş, herkes bir başkasının elindekine talip aslında, ama önemli mi.. kendi primini artımış o, gerisi ne gam yani..
olan
s isterken xl alana, l giyerken m bedeni alıp elinde kalana olmuş..
:)
bi de güya bizim için not aldı, hangi bedeni falan diye, resmen bakkal defteri gibi, en az 50 kişi var orda beden değişimi için bu abladan haber bekleyen..
yine bi neyyyyse diyip,
gerekli yerlere şikayetimizi belirttikten sonra
ürünleri iadeye karar verdik..
ammaaaa
bi gün başka bir ykm'nin önünden geçerken
"bellkkkkii..." diye bakıp istediğimiz bedenleri bulmamızla
arabanın bagajında demirbaşa dönüşen bizim büyük bedenlerden kurtulup esas takımımıza ulaştııkk..
( diğer ykm'lerde olma ihtimali aklımıza geldi tabi daha önce ama hani hatırlarsınız,
bizim satış görevlisi aradı taradı elinde telefon saatlerce güya sağa sola koştu da
"türkiye'de yok şu an bu üründen" diyip bizi bitirdi yaa,
ondan biz de gerçekten yok sanmıştık..
oysa varmııışşşş..)
işte bööle..
yaniii
siz siz olun..
nnaslaaa
ama naslaaa yapmayın böle şeylerr
:)
biz de yapmazdık ammmaaaa
sanırım bazen cidden basireti bağlanıyo insanın..
naslaaa'lar "hımmm.. neden olmasın"lara dönüşüveriyo
:)
eveeettt.. nerde kalmıştıkk..
- 2 adet önden düğmeli gecelik ve 2 adet pijama takımı
eğer doğum en başından sezaryen olacaksa pijama tercih edilmeli.. normal doğumlar için gecelik sezaryenler için pijama takımı öneriliyor.. bizde durumlar henüz belli değil.. ben de "ne olur ne olmaz" diyip tedarikli olmak istedim.. bu arada gecelikleri de pijamaları da dagi'den aldım..
.jpeg)
solda biri krem rengi diğeri gri iki gecelik görülmekte..
biri 36 diğeri 38 beden.. kalıpları öyle güzel denk geldi ki.. önden pileli bollaşıyor.. yani boşuna lohusa geceliği alıp sonra kullanamamaktansa daha sonra da kullanabileceğim şekilde..
.jpeg)
evett gelelim pijama durumlarına.. sağdaki pijamam kısa kollu..
yine önden düğmeli bir model..
üzerine "adını Ferace koydum" diyebileceğim bu sabahlığı aldım :)
yine dagi'den..
bildiğiniz pardesüden biraz daha kısa ve penye rahatlığında..
.jpeg)
bu arkadaş da ikinci pijama seçeneğim.. lacivert uzun kollu pijama takımı.. ama ben bu takımı U.S.Polo'nun elbiselerinden XL beden kırmızı elbiseyle tamamladım..
yani pijama üstünü bi nevi gömlek hırka gibi birileri girip çıktığında üstüme almak adına kullanıcam.. önü açık olarak..
lacivert armalı kırmızı elbisemin altına bu pijamanın lacvivert altını giycem..
( inşallah tabi )
- bol rahat bir çıkış kıyafeti
ben etek ve üzerine salaş bi üst giymeyi düşündüm.. şöyle ki.. şuanki kıyafetlerimden zerre haz etmemekteyim.. ha gayret bitti bitiyo diye yeni hiçbişe almadım.. nasılsa okul da tatil evdeyim diye hep aynı şeyleri giydim hem de hemen hemen hergün.. yıka ütüle giy yıka ütüle giy.. en son eşime dedim, "bak uyarıyorum bi gün evin ortasında yakabilirm bu iki üç parça şeyi şaşırma" diye..
neyse efendim gerekli girizgah yapıldı ise
ben bi blogta (sahibesinden izin alınca link bırakacağım) gördüğüm ve pek bi beğendiğim beyaz zara eteğin siyahını aldım koşa koşa :)
neden siyahh.. çünkü beyazda beden yoktu :) yoksa bizzat aynısını alacaktım cidden..
hem çok beğendiğim hem de cidden bedenime göre hiç eteğim kalmadığı için..
gittim ve s bedenini aldım baktım ben ve kocaman karnım sığıyoruz içine.. hemen koştum kasaya.. zaten son zamanlarda aldığım tek kıyafet de bu etek oldu..
(tmm tmm bi de geçenlerde gelin olmuştum bu postta.. o elbisemi de unutmayayım..)
neyse..
ne diyordum..
(tmm tmm bi de geçenlerde gelin olmuştum bu postta.. o elbisemi de unutmayayım..)
neyse..
ne diyordum..
eteğimin üzerine de birşeyler bakacaktım kii aklıma
daha önce bu postta resimlediğim zara salaş basiclerim geldi nasılsa birini giyerim uydururum dedim..
ve yine aynı postta görebileceğiniz ipekyol salaş bluzumu de koyunca çantaya
rahat çıkış kıyafeti de tamam oldu..
- hastane odasında giymek için rahat bir terlik
ben yeni aldığım ama burada anlattığım isilik sürecinde bi parça şavtı kayan birkenstocklarımı götürcem :(.. minare yıkılsa da mihrap yerinde :)
yani en azından rahatlık şartını hala karşılamakta.. daha ne olsun..
resmi de 1 haftada terlik nasıl maffffediliri herkese göstermek için koydum
:)
- rahat edilebilecek bir iki şal veya tülbent
doğum sonrası fazlası ile ter olabilirmiş.. ter kokulu birşeyler kullanmaktansa fazla götürmek en iyisi..
- 1-2 adet çorap
kesinlikle yaz ayı bile olsa doğumdan sonra üşüme olur dediler.. ben iki adet attım çantaya..
- emzirme çamaşırları ve büyük boy çamaşırlar
nasılsa sonra da lazım olacak diye ikişerli üçerli aldım emzirme çamaşırlarından.. büyük boy çamaşırlardan da 5'li paket şeklinde olanlardan aldım..
yine dagi'den..
yine dagi'den..
- mothercare kullan-at çamaşır
anlaşılacağı üzere mothercare'den aldım.. 5'li paket halinde satılmaktalar..
- cilt bakım ürünleri, ağız bakım ürünleri, mini boy şampuan, mini boy duş jeli, mini boy vücut losyonu, deodorant, ayna, tarak vs
ne kadar kalacağınız ve ne kadar kullanacağınıza bağlı olarak siz artırıp eksiltebilirsiniz..
vakti zamanında biotherm'in fazlaca verdiği makyaj cantaları işe yaradı :)
- havlu
- lansinoh krem ve göğüs pedleri
- bolca hijyenik ped ve 1-2 adet hasta bezi
- ıslak mendil ve kağıt havlu
- kirlileri koymak için boş poşet
yalnız
şöyle bi baktım da çok da bişey yokmuş yaff.. ben resimleri çekip bloga yüklerken yıldım da ondan baştaki uyarıyı yazdım galiba.. yoksa ne var canımm..
şuncacık eşyam bi de önceki postlarda görülen english home sepetim..
çok değil çok.. ilklerde olur böle acemilikler :)
hem bunları da ölee üst üste şu da lazım bu da piskopatlığı ile almadım..
kimi geçen sezon sonundan kimi bu sezonun sonundan..
derlendiler toplandılar bir araya gelip birbirlerine uydular.. bana sadece çantaya yerleştirmek kaldı, o kadar :)
şimdi de geri sayım yapıyoruz.. yakında 40. hafta da dolacak.. kendi gelmek istemezse biz biraz bozucaz oğluşumuzun rahatını artık.. heeerşeyin hayırlısı..
Etiketler:
biotherm,
birkenstock,
dagi,
emzirme çamaşırı,
forever new,
hamile blog,
ipekyol,
lansinoh göğüs pedi,
lansinoh krem,
lohusa gecelikleri,
MissClaire,
mothercare kullan-at çamaşır,
U.S.Polo,
YKM,
zara
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)